2577 sayılı İYUK m. 1/2, idari yargıda 'yazılı yargılama usulünün uygulanacağını ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağını' belirtir. Bu ilkenin, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'duruşma hakkı' (AİHS m. 6) ile ilişkisini, Danıştay kararları ışığında değerlendiriniz. Hangi durumlarda idari yargı mahkemeleri duruşma yapmak zorundadır ve tarafların talebi olmaksızın mahkeme re'sen duruşma yapabilir mi?
Cevap: İYUK m. 1/2'deki 'yazılı yargılama usulü' ve 'incelemenin evrak üzerinde yapılması' ilkesi, idari yargının temel karakteristiğidir. Ancak bu ilke, mutlak değildir ve adil yargılanma hakkının (AİHS m. 6) bir gereği olan duruşma hakkıyla dengelenmek zorundadır. İYUK m. 17'ye göre, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde, taraflardan birinin istemi üzerine duruşma yapılır. Bu, taraflar için bir haktır. Duruşma talebinde bulunulması halinde, mahkemenin bu talebi (istisnai durumlar hariç) kabul ederek duruşma günü belirlemesi gerekir. Tarafların duruşma talebinin haklı bir gerekçe olmaksızın reddedilmesi, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının ihlali sayılır. Duruşma, özellikle davanın karmaşık olduğu, maddi vakıaların ve delillerin sözlü olarak tartışılmasında yarar görülen hallerde önem kazanır. Tarafların talebi olmasa dahi mahkeme re'sen duruşma yapmaya karar verebilir mi? İYUK'ta bu yönde açık bir hüküm olmasa da, mahkemenin 'davayı aydınlatma görevi' (İYUK m. 20) ve maddi gerçeği araştırma ilkesi (vergi yargısında) gereğince, uyuşmazlığın niteliği gerektiriyorsa, dosyayı tam olarak aydınlatmak amacıyla re'sen duruşma yapmasına bir engel yoktur. Özellikle bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu veya tanık dinlenmesi gereken durumlarda, mahkeme bu yola başvurabilir. Sonuç olarak, idari yargıda asıl olan yazılılık ilkesi olmakla birlikte, tarafların talebi halinde duruşma yapılması bir zorunluluk, mahkemenin re'sen duruşma yapması ise takdirine bağlı bir yetkidir.