HMK'nın 'taraflarca getirilme ilkesi' (m. 25) ve 'taleple bağlılık ilkesi' (m. 26) karşısında, mahkemenin 'aydınlatma ödevi'nin (m. 31) sınırları nereye kadardır? Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararında, vasiyetnamenin iptali davasında 'tasarruf nisabının aşıldığı' iddiasının, mahkeme tarafından aydınlatma ödevi kapsamında 'tenkis talebiniz de var mı?' şeklinde bir soruyla netleştirilmesi gerekir miydi? Bu durum taleple bağlılık ilkesinin ihlali anlamına gelir miydi?
Cevap: Mahkemenin aydınlatma ödevi (HMK m. 31), tarafların maddi veya hukuki iddialarındaki çelişkili veya belirsiz hususları açıklığa kavuşturmak amacıyla soru sormasını ve delil göstermelerini teşvik etmesini kapsar. Ancak bu ödev, taraflarca getirilme (m. 25) ve taleple bağlılık (m. 26) ilkelerini ortadan kaldıracak şekilde geniş yorumlanamaz. Aydınlatma ödevi, mevcut bir iddia veya talebin belirsizliğini gidermeye yöneliktir; tarafa yeni bir talep veya dava sebebi ihdas etme/hatırlatma amacı taşımaz. Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararındaki olayda, davacı talebini 'iptal' olarak net bir şekilde ortaya koymuş, tasarruf nisabının aşılmasını ise iptalin gerekçesi olarak sunmuştur. Burada bir belirsizlik veya çelişki yoktur; sadece hukuki nitelendirmede (dava sebebinde) bir hata vardır. Mahkemenin 'Tenkis talebiniz de var mı?' şeklinde bir soru sorması, davacıya HMK'daki ıslah veya iddianın genişletilmesi yollarını kullanmadan yeni bir talep ekleme imkanı tanımak anlamına gelebilir ve bu durum karşı tarafın usuli kazanılmış haklarını ihlal edebilir. Bu, aydınlatma ödevinin sınırlarını aşarak taraflardan birine hukuki danışmanlık yapma ve taleple bağlılık ilkesini (m. 26) dolaylı olarak ihlal etme riski taşır. Kurulun çoğunluk görüşü de bu yönde şekillenmiş, davacının açık ve net olan talebinin tenkis olarak yorumlanamayacağını ve mahkemenin bu yönde bir hatırlatma yapma yükümlülüğü olmadığını belirtmiştir.