Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 28/c, üst aramasının, aranacak kişiyle 'aynı cinsiyette olan kolluk görevlisi tarafından yapılması' gerektiğini düzenler. Yargıtay CGK'nın 2021/208 sayılı kararında, sanık kadının üst aramasının yapılabilmesi amacıyla hastaneye götürülerek orada 'özel güvenlik görevlisi' tarafından yapılması, hukuka uygun bir arama olarak kabul edilebilir mi? Bu durumu, arama yapma yetkisinin devredilmezliği ve özel güvenlik görevlilerinin adli görev yetkileri açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161679

Cevap: Bu durum, hukuka uygun bir arama olarak kabul edilemez. Adli arama (CMK m. 116 vd.) ve önleme araması (PVSK m. 9), kamu gücünün kullanılmasını gerektiren ve temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliği taşıyan işlemlerdir. Bu yetki, kanunla münhasıran kolluk kuvvetlerine (polis, jandarma vb.) verilmiştir ve devredilmesi mümkün değildir. Özel güvenlik görevlileri, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun uyarınca, görevli oldukları alanla sınırlı ve önleyici mahiyette yetkilere sahiptirler ancak adli kolluk sıfatları ve adli arama yapma yetkileri yoktur. Yargıtay CGK'nın 2021/208 sayılı kararında, kolluk ekibinde kadın personel bulunmaması, arama yetkisinin özel güvenlik görevlisine devri için bir gerekçe oluşturmaz. Yönetmelikteki 'aynı cinsiyetten görevli' ifadesi, 'aynı cinsiyetten kolluk görevlisi' olarak anlaşılmalıdır. Kolluğun, şüpheliyi hastaneye götürmesi, arama işleminin yetkisiz bir kişiye yaptırılmasını meşrulaştırmaz. Bu durumda yapılması gereken, kadın bir kolluk görevlisinin olay yerine veya karakola getirilmesini beklemek ve aramayı onun yapmasını sağlamaktır. Yetkisiz bir kişi olan özel güvenlik görevlisi tarafından yapılan arama, hukuka aykırı bir arama niteliğindedir. Sonuç olarak, bu arama neticesinde elde edilen deliller (uyuşturucu tabletler) hukuka aykırı delil olup, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 gereği hükme esas alınamaz.