Ticareti terk eden borçlunun İİK m. 44 uyarınca mal beyanında bulunmaması (İİK m. 337/a) suçu ile borçlunun ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal etmesi (İİK m. 340) eylemlerine uygulanan yaptırımların hukuki niteliğini (ceza, disiplin hapsi, tazyik hapsi) karşılaştırınız. Bu yaptırımların adli sicile kaydı, ertelenmesi ve tekerrüre esas alınması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161676

Cevap: İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen bu iki eyleme ilişkin yaptırımlar hukuki nitelik olarak birbirinden farklıdır. 1) Ticareti Terk Edenin Mal Beyanında Bulunmaması (İİK m. 337/a): Bu eylem, 'üç aydan bir yıla kadar hapis cezası' ile yaptırıma bağlanmıştır. Bu, Türk Ceza Kanunu anlamında bir 'suç' olup, karşılığı da bir 'ceza'dır. Bu nedenle, bu suçtan verilen mahkumiyet kararı adli sicile kaydedilir, şartları varsa ertelenebilir veya HAGB kararı verilebilir ve tekerrüre esas alınır. Yargılaması, şikayet üzerine icra ceza mahkemesinde yapılır. 2) Ödeme Şartını İhlal (İİK m. 340): Bu eylemin yaptırımı 'üç aya kadar tazyik hapsi'dir. Tazyik hapsi, bir suçun karşılığı olan bir 'ceza' değildir. Borçluyu taahhüt ettiği borcu ödemeye zorlamayı amaçlayan bir 'zorlama hapsi' veya 'disiplin yaptırımı'dır. Bu nedenle; a) Adli sicile işlenmez. b) TCK anlamında tekerrüre esas alınmaz. c) Hapis cezasının ertelenmesi veya HAGB gibi kurumlar uygulanmaz. d) Borçlu, borcun tamamını veya o ana kadar birikmiş taksitleri ödediği anda derhal tahliye edilir. Özetle, İİK m. 337/a'daki eylem bir suç ve yaptırımı ceza iken; İİK m. 340'daki eylem bir yükümlülük ihlali ve yaptırımı borcu ödemeye zorlama amacı güden bir tazyik hapsidir.