Bir kimsenin, yarı aç veya susuz bırakma, uyku uyutmama gibi eylemlerle sistematik olarak kötü muameleye maruz kalması durumunda, bu eylemler TCK m. 232'deki 'kötü muamele' suçunu mu, yoksa TCK m. 94'teki 'eziyet' suçunu mu oluşturur? Yargıtay'ın 'süreklilik' ve 'sistematiklik' unsurlarına yaptığı vurguyu açıklayarak iki suç arasındaki ayrım çizgisini belirleyiniz.
Cevap: TCK m. 232'deki kötü muamele suçu ile TCK m. 94'teki eziyet suçu arasındaki temel ayrım çizgisi, eylemlerin işleniş biçimindeki 'süreklilik' ve 'sistematiklik' unsurlarında yatmaktadır. Kötü muamele, genellikle tekil veya süreklilik arz etmeyen, merhamet ve şefkatle bağdaşmayan fiilleri kapsar. Eziyet suçu ise, kanunun gerekçesinde ve Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, 'belli bir süreç içinde kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışların birden çok kez ve sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi' ile oluşur. Soruda belirtilen yarı aç/susuz bırakma, uyku uyutmama gibi eylemler, tekil olarak veya ara sıra işlendiğinde 'kötü muamele' suçunu oluşturabilir. Ancak bu eylemler, mağduru yıldırmak, sindirmek, cezalandırmak amacıyla belirli bir plan dahilinde, tekrarlanarak ve 'sistematik' bir şekilde uygulanıyorsa, fiil artık kötü muamele olmaktan çıkar ve çok daha ağır bir suç olan 'eziyet' suçuna dönüşür. Yargıtay, eziyet suçunun varlığı için eylemlerin belirli bir sürece yayılmasını ve failde mağduru aşağılama ve ona acı çektirme yönünde özel bir kastın varlığını aramaktadır. Kısacası, eylemin 'sistematik' ve 'sürekli' hale gelmesi, suçun vasfını kötü muameleden eziyete çeviren temel kriterdir. Eziyet, kötü muamelenin nitelikli ve yoğunlaşmış halidir.