HMK m. 413, tahkim itirazı üzerine mahkemenin, 'tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise' davayı usulden reddedeceğini belirtir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/4607 sayılı onama kararının karşı oyunda belirtilen, 'tahkim şartının geçerli olup olmadığına karar verme yetkisinin görev ve yetkili hakem kuruluna ait olduğu' görüşü ile 'mahkemenin bu yetkiye sahip olduğu' şeklindeki çoğunluk görüşünü 'yetkinin yetkisi' (competence-competence) ilkesi açısından karşılaştırınız. Türk hukukunda bu ilke nasıl düzenlenmiştir?
Cevap: 'Yetkinin yetkisi' (Kompetenz-Kompetenz) ilkesi, bir hakem heyetinin, önüne gelen bir uyuşmazlıkta kendi yargı yetkisi hakkında (yani, geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığı ve kapsamı konusunda) karar verme yetkisine sahip olmasını ifade eder. Bu ilke, tahkimin özerkliğini ve etkinliğini artırmayı amaçlar. Uyuşmazlık, mahkemenin mi yoksa hakem heyetinin mi bu ilk incelemeyi yapacağı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay 15. HD, K. 2014/4607 sayılı kararının karşı oyunda, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTK) ruhuna uygun olarak, tahkim şartının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlığın öncelikle hakem heyeti tarafından çözülmesi gerektiği, mahkemenin bu konuda bir inceleme yapmaması gerektiği savunulmuştur. Bu, 'yetkinin yetkisi' ilkesinin güçlü bir yorumudur. Ancak HMK'nın benimsediği ve Yargıtay'ın çoğunluk görüşünü yansıtan sistem farklıdır. HMK m. 413, mahkemede dava açıldığında, mahkemenin tahkim itirazını incelerken tahkim sözleşmesinin 'hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olup olmadığını' kendisinin denetleyeceğini açıkça düzenlemiştir. Yani Türk iç tahkim hukukunda, mahkemenin tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin 'ilk bakışta' (prima facie) bir inceleme yetkisi vardır. Mahkeme, sözleşmenin açıkça geçersiz olduğuna kanaat getirirse, tahkim itirazını reddeder ve davaya devam eder. Eğer sözleşmenin geçerli olduğuna karar verirse, itirazı kabul edip davayı usulden reddeder ve dosyayı hakemlere gönderir. Bu sistem, 'yetkinin yetkisi' ilkesini tamamen reddetmez; ancak mahkemeye bir ön denetim yetkisi tanıyarak ilkeyi zayıflatır. Hakem heyeti de, dava kendisine geldiğinde, mahkemenin kararından bağımsız olarak kendi yetkisi hakkında yeniden karar verebilir (HMK m. 422). Dolayısıyla, Türk hukukunda yetki denetimi hem mahkeme hem de hakem heyeti tarafından yapılabilen 'çifte denetim' sistemi benimsenmiştir.