İİK m. 344'te düzenlenen 'nafaka hükümlerine uymama' nedeniyle verilen tazyik hapsi, borçlunun 'nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde' nasıl etkilenir? Mahkemenin 'tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonuna bırakılabilir' şeklindeki takdir yetkisini kullanırken hangi kriterleri göz önünde bulundurması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161673

Cevap: İİK m. 344, kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasını öngörür. Bu yaptırımın amacı borçluyu ödemeye zorlamaktır. Ancak, maddenin son fıkrası önemli bir istisna ve mahkemeye takdir yetkisi tanımaktadır: 'Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.' Bu, borçlunun ödeme koşullarında esaslı bir değişiklik olduğu iddiasıyla açtığı bir davayı, tazyik hapsi yargılamasında bir 'bekletici mesele' yapma imkanıdır. Mahkeme bu takdir yetkisini kullanırken keyfi davranamaz. Göz önünde bulundurması gereken kriterler şunlardır: 1) İleri Sürülen Sebeplerin Ciddiyeti: Borçlunun nafakanın kaldırılması/azaltılması davasında ileri sürdüğü gerekçelerin (örneğin, işini kaybetmesi, gelirinde ciddi bir azalma olması, alacaklının yoksulluk durumunun ortadan kalkması, çocuğun ergin olması gibi) ciddiye alınır ve haklı görünür olup olmadığı. 2) Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2): Borçlunun bu davayı sırf tazyik hapsinden kurtulmak için kötü niyetli olarak açıp açmadığı. Davanın somut delillere dayanıp dayanmadığı. 3) Hakların Dengesi: Bir yanda nafaka alacaklısının ve (varsa) çocuğun üstün yararı ve geçim hakkı, diğer yanda borçlunun değişen koşullar nedeniyle ödeme güçlüğüne düşmüş olma ihtimali. Mahkeme, bu iki menfaati dengeleyerek bir karar vermelidir. Eğer borçlunun iddiaları ciddi ve inandırıcı ise, nafaka davasının sonucunu beklemeden tazyik hapsi uygulamak, ileride haksız bir yaptırıma neden olabileceğinden, hapsin uygulanmasının ertelenmesi hakkaniyete uygun olacaktır. Aksi halde, talebi reddederek tazyik hapsine karar vermelidir.