Bir memurun, göreviyle ilgili olmayan bir suçtan (örneğin, oto hırsızlığı) tutuklanması, 657 sayılı DMK m. 94 uyarınca 'göreve gelmeme' konusunda 'kabul edilebilir mazeret' sayılır mı? Danıştay 12. Dairesi'nin 2003/599 sayılı onama kararında, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünün gerekçelerini ve idarenin 'yüz kızartıcı suçtan tutukluluğun gizlendiği' savunmasının neden reddedildiğini analiz ediniz.
Cevap: Danıştay 12. Dairesi'nin E. 2001/4008, K. 2003/599 sayılı kararıyla onadığı idare mahkemesi kararı, DMK m. 94'teki 'kabul edilebilir mazeret' kavramının objektif yorumlanması gerektiğini göstermektedir. Karara göre, bir memurun tutuklanması, sebebi ne olursa olsun (görev suçu, adi suç, yüz kızartıcı suç), kişinin iradesi dışında özgürlüğünün kısıtlanması ve fiilen göreve gelmesinin imkansız hale gelmesi demektir. Bu fiili imkansızlık hali, hukuken 'kabul edilebilir bir mazeret' teşkil eder. İdarenin, tutukluluğun dayandığı suçun niteliğini (yüz kızartıcı olup olmadığını) değerlendirerek mazereti kabul edip etmeme gibi bir takdir yetkisi yoktur. Suçun niteliği, ancak memurun disiplin sorumluluğu veya memuriyete engel olup olmadığı (DMK m. 48) açısından yapılacak ayrı bir idari soruşturmada önem arz eder. Göreve devamsızlık ve müstafi sayılma konusunda ise belirleyici olan, göreve gelmeyi engelleyen fiili ve hukuki imkansızlıktır. İdarenin 'tutukluluğun gizlendiği' savunması da reddedilmiştir, çünkü memurun tutukluluk halini bildirme yükümlülüğü olsa dahi, bu durum mazeretin varlığını ortadan kaldırmaz. Önemli olan, idarenin devamsızlık tespitini yaptığı tarihte memurun mazeretinin (tutukluluğun) fiilen mevcut olup olmadığıdır. Mahkeme, bu objektif durumu esas alarak, mazeretli olan memurun görevden çekilmiş sayılamayacağına doğru bir şekilde karar vermiştir.