657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca memurun görevden çekilmiş sayılması için 'kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın' devamsızlık yapması gerekmektedir. Danıştay 5. Dairesi'nin 1984/333 sayılı kararında, kesinleşen mahkumiyetini çekmek üzere cezaevine giren bir memurun durumunu 'mazeret' olarak nasıl yorumlamıştır? Bu yorum, idarenin takdir yetkisini nasıl sınırlandırmaktadır?
Cevap: 657 sayılı DMK m. 94, memurun çekilmiş sayılması için devamsızlığın mazeretsiz olması şartını arar. 'Kabul edilebilir mazeret' kavramı kanunda tek tek sayılmamış olup, idarenin takdirine bırakılmıştır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir ve hukuka, hakkaniyete uygun kullanılmalıdır. Danıştay 5. Dairesi'nin E. 1983/1126, K. 1984/333 sayılı kararında, mahkumiyetini çekmek üzere cezaevine giren bir memurun durumunu 'özürsüz' olarak kabul etmenin mümkün olmadığına hükmedilmiştir. Karara göre, bir mahkeme kararıyla cezaevine girmek, memurun iradesi dışında gerçekleşen ve göreve gelmesini fiilen imkansız kılan bir durumdur. Bu, objektif olarak 'kabul edilebilir bir mazeret' niteliğindedir. İdare, bu durumu mazeret olarak kabul edip etmeme konusunda mutlak bir takdir yetkisine sahip değildir. Fiili imkansızlık hali söz konusu olduğunda, idarenin bunu mazeret olarak kabul etmesi hukuki bir zorunluluktur. İdarenin, cezaevinde bulunan memuru mazeretsiz sayarak görevden çekilmiş sayma işlemi, takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanımıdır ve iptali gerekir. Bu karar, idarenin takdir yetkisinin, kişinin iradesi dışındaki fiili imkansızlık durumları karşısında daraldığını ve 'kabul edilebilir mazeret' kavramının objektif kriterlere göre yorumlanması gerektiğini göstermektedir.