HMK m. 348/2'ye göre, 'istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.' Bu hükmü, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/20555 sayılı kararındaki somut olay üzerinden açıklayınız. Katılma yoluyla temyiz başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı nasıl tespit edilir?
Cevap: HMK m. 348, istinaf kanun yolunda katılma yoluyla başvuruyu düzenler. Aynı kanunun 366. maddesi yollamasıyla bu hükümler temyizde de kıyasen uygulanır. Katılma yoluyla temyiz, asıl temyiz dilekçesinin kendisine tebliğ edilen tarafın, kendi temyiz süresi geçmiş olsa bile, bu tebliğden itibaren belirli bir süre içinde temyiz talebinde bulunabilmesidir. Yargıtay 9. HD, K. 2016/20555 sayılı kararında bu süreye dikkat çekmiştir. HMK m. 348'e göre bu süre 'iki hafta'dır. Somut olayda, davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 08.03.2016'da tebliğ edilmiştir. Davacı vekili ise katılma yoluyla temyiz dilekçesini 28.03.2016'da vermiştir. Tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık (14 günlük) yasal süre geçtikten sonra başvuru yapıldığı için, davacının katılma yoluyla temyiz talebi 'süre aşımı' nedeniyle reddedilmiştir. HMK m. 348/2'deki hüküm ise bu başvurunun asıl başvuruya bağımlılığını ifade eder. Eğer davalı, temyiz talebinden feragat etseydi veya temyiz başvurusu Dairece esasa girilmeden (örneğin süre aşımı nedeniyle) reddedilseydi, davacının süresinde yaptığı bir katılma başvurusu dahi, varlık nedenini yitireceği için incelenmeksizin reddedilecekti. Ancak bu olayda, davacının kendi başvurusu süresinde olmadığı için doğrudan reddedilmiştir.