Miras sözleşmesinin (TMK m. 545) geçerliliği için 'resmi vasiyetname şeklinde' düzenlenmesi şartı ne anlama gelmektedir? Bu şekil şartına uyulmamasının hukuki sonucu nedir? Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/2813 sayılı kararında, tanıklardan birinin mirasbırakanın altsoyu olması nedeniyle şekle aykırı olan mirastan feragat sözleşmesinin (bir tür miras sözleşmesi), feragat edenin bedel alması nedeniyle TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) gereğince geçerli sayılmasını kritik ediniz. Şekil eksikliği dürüstlük kuralı ile aşılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161654

Cevap: Miras sözleşmesinin 'resmi vasiyetname şeklinde' düzenlenmesi (TMK m. 545/1), sözleşmenin resmi memur (noter, sulh hakimi veya konsolos) huzurunda ve iki tanığın katılımıyla yapılması gerektiği anlamına gelir (TMK m. 532). Bu, bir geçerlilik şartıdır ve uyulmaması halinde sözleşme kural olarak kesin hükümsüzdür (yokluk veya butlan). Ayrıca, TMK m. 536 uyarınca mirasbırakanın altsoyu, tanık olarak sözleşmenin düzenlenmesine katılamaz. Yargıtay 14. HD, K. 2019/2813 sayılı kararında, tanıklardan birinin mirasbırakanın altsoyu olması nedeniyle mirastan feragat sözleşmesinin şeklen geçersiz olduğunu tespit etmiştir. Ancak, mirastan feragat eden davacının, feragat karşılığında bir bedel (20.000 TL) aldığını beyan etmesi ve sonrasında bu şekil eksikliğini ileri sürerek sözleşmenin iptalini istemesini, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bulmuştur. Bu karar, Yargıtay'ın şekil şartlarının katı uygulamasını dürüstlük kuralı ile yumattığı yerleşik içtihatlarından biridir. Doktrinde bu yaklaşım tartışmalıdır. Bir görüşe göre, ölüme bağlı tasarruflardaki sıkı şekil şartları, mirasbırakanın son arzularını koruma ve ispat kolaylığı sağlama gibi kamu düzenine ilişkin amaçlar taşıdığından, dürüstlük kuralı ile aşılamamalıdır. Diğer görüşe göre ise, tarafların edimlerini (bedel ödeme gibi) ifa ettikten sonra şekil eksikliğini ileri sürmeleri, çelişkili davranış yasağına aykırı olup hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunmamalıdır. Yargıtay, özellikle ivazlı (karşılıklı) sözleşmelerde, tarafların iradelerinin uyuştuğu ve edimlerin ifa edildiği durumlarda, sonradan şekil eksikliğine dayanılmasını hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirme eğilimindedir.