HMK m. 141, tarafların dilekçeler teatisi (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlandıktan sonra iddia ve savunmayı genişletme veya değiştirme yasağını düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/1750 sayılı kararında, davacının vasiyetnamenin iptali davasında tenkis talebini ön inceleme duruşmasında dahi ileri sürmemiş olması, direnme kararının onanmasında bir etken olarak görülmüştür. Bu durumu, HMK m. 141'de düzenlenen yasağın başlangıç anı ve istisnaları (karşı tarafın açık muvafakati ve ıslah) ile birlikte değerlendiriniz.
Cevap: HMK m. 141, yargılamanın belirli bir düzen içinde ilerlemesi ve uyuşmazlığın sınırlarının netleşmesi amacıyla 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını' düzenler. Bu yasak, tarafların dava ve cevap dilekçelerinde bildirdikleri vakıaları sonradan değiştirmelerini veya yeni vakıalar eklemelerini engeller. Yasağın başlangıç anı, yazılı yargılama usulünde davalının ikinci cevap dilekçesini vermesiyle, basit yargılama usulünde ise cevap dilekçesini vermesiyle başlar. Yargıtay HGK'nın 2018/1750 sayılı kararında, davacının dava dilekçesinde yalnızca 'iptal' talep edip 'tenkis'e ilişkin bir vakıa veya talep sunmaması, yasağın kapsamı açısından önemlidir. Davacı, dilekçeler teatisi aşaması bittikten sonra, HMK m. 141/1 uyarınca, ancak iki istisnai durumda talebini değiştirebilirdi: 1) Karşı Tarafın Açık Muvafakati: Davalılar, davacının tenkis talebi eklemesine açıkça rıza gösterebilirlerdi. 2) Islah: Davacı, tahkikat aşaması bitinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere ıslah (HMK m. 176 vd.) yoluna başvurarak davasını 'tenkis' talebini de kapsayacak şekilde genişletebilirdi. Kararda, davacının ne ön inceleme duruşmasında (ki bu aşamada dahi karşı tarafın açık muvafakati gerekir) ne de sonrasında tenkis talebini ileri sürmediği vurgulanmıştır. Bu durum, davacının usul hukuku tarafından kendisine tanınan imkanları kullanmadığını ve davanın sınırlarının sadece 'iptal' talebiyle çizildiğini göstermektedir. Bu nedenle mahkemenin, yasak kapsamına giren ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmemiş bir tenkis talebi hakkında karar vermesi, taleple bağlılık (HMK m. 26) ve iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı (HMK m. 141) ilkelerine aykırı olurdu.