Hırsızlık suçunda (TCK m. 141) 'almak' fiilinin tamamlanma anını, yani suçun ne zaman teşebbüs aşamasından çıkıp tamamlanmış sayılacağını, Yargıtay'ın 'zilyetliğe son verme' ve 'tasarruf olanağını ortadan kaldırma' kriterleri çerçevesinde, 'hırsızın binadan çıkmadan yakalanması' senaryosu üzerinden açıklayınız. Bu durumda suç teşebbüs aşamasında mı kalmıştır, yoksa tamamlanmış mıdır?
Cevap: Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) maddi unsuru olan 'almak' fiili, bir başkasının zilyetliğindeki taşınır bir malı, zilyedin rızası olmadan kendi egemenlik alanına sokmaktır. Suçun tamamlanma anı, failin mal üzerindeki zilyetliği ele geçirip, malikin veya önceki zilyedin mal üzerindeki 'tasarruf olanağını fiilen ortadan kaldırdığı' andır. Yargıtay içtihatları, bu konuda 'kesintisiz takip' ve 'egemenlik alanına sokma' kriterlerini kullanır. 'Hırsızın binadan çıkmadan yakalanması' senaryosunda, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı somut olayın özelliklerine göre değişir. Genel kural şudur: Eğer fail, malı aldıktan sonra henüz malikin veya zilyedin egemenlik alanından (örneğin, evden, işyerinden, bahçeden) tamamen çıkmamışsa ve mal üzerindeki zilyetliği tam ve mutlak olarak tesis edememişse, suç 'teşebbüs' aşamasında kalmış sayılır. Örneğin, bir evden televizyonu alıp kapıdan çıkmak üzereyken ev sahibi tarafından yakalanan failin eylemi teşebbüstür. Çünkü mal, henüz mağdurun hakimiyet alanından çıkarılamamıştır ve mağdurun müdahale imkanı devam etmektedir. Ancak fail, malı alıp saklamış, gizlemiş ve bir süre sonra binadan çıkarken yakalanmışsa, mal üzerindeki zilyetliğe son verip kendi egemenliğini kurduğu kabul edilebileceği için suçun tamamlandığı yönünde karar verilebilir. Önemli olan, failin mal üzerinde 'mutlak ve kesintisiz' bir hakimiyet kurup kuramadığıdır. Binadan çıkmadan yakalanma, genellikle suçun teşebbüs aşamasında kaldığına dair güçlü bir karinedir, zira mağdurun mal üzerindeki fiili tasarruf imkanı henüz tamamen ortadan kalkmamıştır.