Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesi'nin 2013/15921 sayılı kararında, sanık A'nın temyiz istemi süre aşımı nedeniyle reddedilirken, aynı davada temyiz istemi kabul edilen sanık B hakkındaki hüküm lehe bozulmuş ve bozmanın sanık A'ya da sirayetine (teşmiline) karar verilmiştir. Sirayet (CMK m. 306) kurumunun amacını ve koşullarını açıklayarak, ilk hükmü temyizen incelenmeyen bir sanığın, sirayet nedeniyle hakkında kurulan ikinci hükmü temyiz etme hakkının olup olmadığını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161643

Cevap: Sirayet (teşmil), mülga 1412 sayılı CMUK'un 325. ve yürürlükteki 5271 sayılı CMK'nın 306. maddesinde düzenlenen bir kurumdur. Amacı, aynı hükmü temyiz eden sanıklardan birinin başvurusu üzerine verilen lehe bozma kararından, hükmü temyiz etmeyen veya temyiz süresini kaçıran diğer sanıkların da yararlanmasını sağlayarak, benzer hukuki durumdaki sanıklar arasında adaletsizliğe ve ceza farklılığına yol açılmasını önlemektir. Sirayetin koşulları şunlardır: 1) Hükmü temyiz etmeyen bir sanık olmalıdır. 2) Temyiz eden sanık lehine bir bozma kararı verilmelidir. 3) Bozma nedeni, temyiz etmeyen sanığın hukuki durumuyla ortak olmalıdır (örneğin, suç vasfının yanlış belirlenmesi, ortak bir delilin yanlış değerlendirilmesi gibi). Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazına konu olan uyuşmazlık, sirayet sonrası kurulan hükmün temyiz edilip edilemeyeceğidir. Başsavcılık görüşüne göre, sirayet, temyiz etmeyen sanığın sadece bozma sonucundan yararlanmasını sağlayan bir kurumdur; ona yeni bir temyiz hakkı vermez. Sanığın ilk hükme karşı temyiz hakkı süre aşımıyla sona ermiştir. Sirayet, bu hakkı canlandırmaz. Dolayısıyla, sirayet nedeniyle hakkında yeniden hüküm kurulan sanığın bu ikinci hükmü temyiz etme hakkı bulunmamalıdır. Bu görüş, sirayetin istisnai niteliği ve kanun yollarına başvuru sürelerinin kesinliği ilkesiyle uyumludur. Sanık, yalnızca temyiz eden diğer sanık lehine ortaya çıkan hukuki durumdan faydalanır, ancak yargılama sürecine yeniden tam bir taraf olarak dahil olmaz. (Not: YCGK'nın 2023/339 sayılı kararı, bu sorunun temelindeki tebligatın usulsüz olduğunu tespit ederek ön sorundan çözüme gitmiş, ancak Başsavcılık itirazındaki bu hukuki tartışma doktrinde önemini korumaktadır.)