657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi, 'mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde' memurun çekilmiş sayılacağını düzenlemektedir. Danıştay 12. Dairesi'nin 2005/4521 sayılı kararında, devamsızlık süresine denk gelen hafta sonu tatili ile tutukluluk halinin 'kesintisiz 10 gün' hesabında nasıl değerlendirildiği ve 'kabul edilebilir mazeret' kavramının nasıl yorumlandığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161641

Cevap: 657 sayılı DMK m. 94'e göre bir memurun görevden çekilmiş (müstafi) sayılması için, görevin 'kesintisiz 10 gün' boyunca ve 'kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın' terk edilmesi gerekir. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Danıştay 12. Dairesi'nin K. 2005/4521 sayılı kararı, bu şartların yorumlanmasında önemli kriterler sunmaktadır. Karara konu olayda, davacının devamsızlık süresi içinde hafta sonu tatili (Cumartesi-Pazar) ve tutuklu bulunduğu günler vardır. Danıştay, 'kesintisiz 10 gün' hesabında sadece iş günlerinin dikkate alınması gerektiğini zımnen kabul etmiştir. Davacının hafta sonu tatillerinde fiilen göreve gelme yükümlülüğü olmadığından, bu günler devamsızlık hesabına katılamaz. Bu durum 'kesintisizliği' bozar. İkinci olarak, Danıştay, tutukluluk halini 'kabul edilebilir bir mazeret' olarak nitelendirmiştir. Tutukluluk, kişinin iradesi dışında özgürlüğünün kısıtlandığı bir durumdur ve bu durumdaki bir memurun fiilen göreve gelmesi imkansızdır. Bu nedenle, tutuklu geçirilen süreler mazeretli sayılır ve devamsızlık süresinden kabul edilemez. Sonuç olarak, karar, DMK m. 94'ün katı bir şekilde değil, memurun fiili ve hukuki durumu dikkate alınarak, hakkaniyetle yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Kesinti ve mazeret halleri, 10 günlük sürenin hesabında dışarıda bırakılmalıdır.