HMK m. 413, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlık için mahkemede dava açılması halinde, karşı tarafın 'tahkim ilk itirazında' bulunabileceğini düzenlemektedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/259 sayılı kararında yer alan tahkim şartı, hem 'her türlü anlaşmazlıklar hakemlik yoluyla çözülecektir' hükmünü hem de 'hakemlik yoluyla çözülmesi mümkün olmayan hususlarda... başvuru makamı İstanbul mahkemeleridir' hükmünü içermektedir. Mahkemenin bu şartı geçersiz sayarak tahkim itirazını reddetmesi gerekirken kabul etmesini bozan Yargıtay kararını, tahkim iradesinin 'açık ve kesin' olması gerekliliği ilkesi açısından analiz ediniz.
Cevap: Tahkim, tarafların uyuşmazlıklarının çözümü için devlet yargısı yerine özel kişilere (hakemlere) başvurduğu istisnai bir yoldur. Bu nedenle, tarafların bu yöndeki iradesinin açık, kesin ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekir. Uyuşmazlığın hem hakeme hem de mahkemeye götürülebileceği izlenimini yaratan, seçimlik hak tanıyan veya muğlak ifadeler içeren tahkim şartları geçersiz kabul edilir. Yargıtay 15. HD, K. 2017/259 sayılı kararında incelenen sözleşme hükmü bu duruma tipik bir örnektir. Sözleşmenin 37. maddesi bir yandan 'her türlü anlaşmazlıkların hakemlik yoluyla çözüleceğini' belirterek genel bir tahkim iradesi ortaya koyarken, diğer yandan 'hakemlik yoluyla çözülmesi mümkün olmayan hususlarda ve sözleşme ve eklerinde belirtilen durumlarda' mahkemeleri yetkili kılmaktadır. Yargıtay, bu ikinci kısmın, tahkim iradesinin 'mutlak ve kesin olmadığını' gösterdiğini ve iradeyi zayıflattığını kabul etmiştir. 'Sözleşme ve eklerinde belirtilen durumlar' gibi belirsiz bir ifade, hangi uyuşmazlıkların mahkemeye, hangilerinin hakeme gideceği konusunda bir netlik sunmamaktadır. Bu durum, tahkim iradesinin şarta bağlanması ve belirsizleştirilmesi anlamına gelir. Bu belirsizlik nedeniyle tahkim şartı geçersizdir. Mahkemenin, HMK m. 413 uyarınca tahkim itirazını incelerken bu şartın 'hükümsüz' veya 'uygulanması imkansız' olduğuna karar verip itirazı reddetmesi ve davanın esasına girmesi gerekirdi. Mahkemenin tahkim itirazını kabul ederek davayı usulden reddetmesi bu nedenle hatalı bulunmuş ve karar bozulmuştur. Karşı oyda ise bu ayrık durumların hakemde çözülmesi mümkün olmayan kısma ilişkin olduğu, tahkim şartını ortadan kaldırmayacağı savunulmuştur.