Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2015/28468 sayılı kararında, henüz tamamlanmamış bir üst arama tutanağının sanık tarafından yırtılması eyleminin 'resmi belgeyi bozmak' (TCK m. 205) suçunu oluşturmadığına karar verilmiştir. Bir tutanağın ne zaman 'resmi belge' niteliği kazandığını, tutanağın oluşum sürecindeki 'tamamlanma' anının bu suçun unsurları açısından önemini ve kararda atıf yapılan CMK m. 169 bağlamında açıklayınız. Sanığın bu eylemi hangi başka suçu oluşturabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161638

Cevap: Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu (TCK m. 205), hukuken varlık kazanmış, yani usulüne uygun olarak düzenlenip 'tamamlanmış' bir resmi belgeye karşı işlenebilir. Bir belgenin 'resmi belge' niteliği kazanabilmesi için, onu düzenleyen kamu görevlisi/görevlileri tarafından imzalanarak hukuki varlığının tamamlanmış olması gerekir. Yargıtay 11. CD, K. 2015/28468 sayılı kararında, üst arama tutanağının tamamlanabilmesi için hem tutanağı düzenleyen memurların hem de (mümkünse) üstü aranan kişinin imzasının bulunması gerektiğini belirtmiştir (CMK m. 169). Somut olayda, sanık, henüz imzalar atılıp hukuki bir varlık kazanmamış, taslak halindeki tutanağı yırttığı için, ortada TCK m. 205 anlamında 'bozulacak' bir resmi belge bulunmamaktadır. Bu nedenle suçun maddi unsuru oluşmamıştır. Kararda da belirtildiği gibi, sanığın bu eylemi, kamu görevlisine (polise) görevini yaptırmamak için cebir veya tehdit kullanma niteliği taşıyorsa, 'görevi yaptırmamak için direnme' (TCK m. 265) suçunu oluşturabilir. Eğer cebir veya tehdit yoksa, ancak kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleme kastı varsa, suçun diğer unsurları değerlendirilmelidir. Ancak mahkemenin, iddianamede tanımlanmayan bir suçtan (görevi yaptırmamak için direnme) ek savunma hakkı tanımadan mahkumiyet kararı vermesi de CMK m. 226'ya aykırılık teşkil eder.