HMK m. 348'de düzenlenen 'katılma yoluyla istinaf/temyiz' kurumunun hukuki niteliğini ve asıl kanun yolu başvurusuna olan bağımlılığını açıklayınız. 'İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir' hükmünü, asıl başvurunun esastan reddedilmesi durumuyla karşılaştırarak yorumlayınız.
Cevap: Katılma yoluyla istinaf/temyiz (HMK m. 348, 366), kanun yolu başvuru süresini kaçırmış veya başlangıçta başvurma iradesi olmayan tarafa, karşı tarafın başvurusu üzerine 'ikinci bir başvuru imkanı' tanıyan, fer'i (bağımlı) nitelikte bir kanun yolu başvurusudur. Bu kurumun amacı, karşı tarafın başvurusuyla bozulan hukuki dengeyi yeniden kurma ve hakkaniyeti sağlama fırsatı vermektir. HMK m. 348/2'de belirtildiği üzere, katılma yoluyla yapılan başvuru, asıl başvuruya sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağımlılığın sonuçları şunlardır: 1) Asıl Başvurunun Feragatle Sona Ermesi: Asıl başvuru sahibi, başvurusundan feragat ederse, katılma yoluyla yapılan başvuru da kendiliğinden düşer ve incelenmez. 2) Asıl Başvurunun Esasa Girilmeden Reddi: Asıl başvuru, süre aşımı, hukuki yarar yokluğu, kesin bir karara karşı yapılması gibi usuli nedenlerle esasa girilmeden reddedilirse, katılma başvurusu da incelenmeksizin reddedilir. Çünkü fer'i nitelikteki bir talebin, varlık sebebi olan asıl talep usulden reddedildiğinde ayakta kalması düşünülemez. Buna karşılık, asıl başvuru usul yönünden kabul edilip esasına girildikten sonra 'esastan reddedilirse', bu durum katılma yoluyla yapılan başvurunun incelenmesine engel teşkil etmez. Yani, asıl başvurunun esastan reddi, katılma başvurusunu hükümsüz kılmaz. Mahkeme, asıl başvuruyu esastan reddettikten sonra, katılma yoluyla yapılan başvuruyu ayrıca ve kendi sebepleriyle inceleyip karara bağlamak zorundadır. (Yargıtay 22. HD, E. 2017/28180, K. 2017/5900)