HMK m. 60, mecburi dava arkadaşlarının birlikte hareket etme zorunluluğunu düzenlerken, 'duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder' şeklinde bir istisna getirmiştir. Bu istisnanın kapsamını, elbirliği mülkiyeti (TMK m. 701) konusu bir taşınmazla ilgili açılan tapu iptali ve tescil davası örneği üzerinden açıklayınız. Hangi tür işlemler bu istisna kapsamındadır ve hangi işlemler (örneğin; sulh, feragat, kabul) tüm dava arkadaşlarının iradesini gerektirir?
Cevap: HMK m. 59'a göre, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kişiye karşı birlikte ileri sürülmesi gereken hallerde mecburi dava arkadaşlığı vardır. Elbirliği mülkiyetine (iştirak halinde mülkiyet) tabi bir taşınmaz üzerindeki tasarruf işlemleri, TMK m. 702 uyarınca ortakların oybirliğiyle yapılır. Bu nedenle, böyle bir taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil davasında, tüm mirasçılar (ortaklar) davacı veya davalı tarafta birlikte yer almak zorundadır; aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunur. HMK m. 60'a göre mecburi dava arkadaşları kural olarak birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak maddenin getirdiği istisna, usul ekonomisi ve davanın sürüncemede kalmasını önleme amacı taşır. Bu istisna, 'usuli işlemleri' kapsar. Örneğin, duruşmaya gelen bir mecburi dava arkadaşının delil bildirmesi, bilirkişi raporuna itiraz etmesi, tanık dinletme talebinde bulunması gibi davanın ilerlemesini sağlayan işlemler, usulüne uygun davet edilmesine rağmen duruşmaya gelmeyen diğer dava arkadaşları için de geçerli sayılır. Böylece, bir ortağın kötü niyetli olarak duruşmalara katılmayarak davayı kilitlemesi engellenir. Ancak bu istisna, davanın esasına etki eden ve maddi hukuk alanında sonuç doğuran 'tasarruf işlemleri' için geçerli değildir. Davadan feragat, davayı kabul, sulh gibi işlemler, bölünemez bir hak üzerindeki tasarruf niteliğinde olduğundan, tüm mecburi dava arkadaşlarının birlikte ve aynı yönde irade beyanında bulunmasını gerektirir. Bir dava arkadaşının tek başına yaptığı feragat veya kabul, diğerlerini bağlamaz ve hukuki sonuç doğurmaz. (Yargıtay 23. HD, E. 2014/5695, K. 2015/7552)