Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/1750 sayılı kararı ışığında, dava dilekçesinde yalnızca 'tasarruf nisabının aşılması nedeniyle vasiyetnamenin iptali' talebinde bulunan bir davacının, bu talebinin mahkemece tenkis talebi olarak da yorumlanıp yorumlanamayacağını HMK'nın taleple bağlılık, taraflarca getirilme ve somutlaştırma yükü ilkeleri çerçevesinde tartışınız. Kurulun çoğunluk ve azınlık görüşleri arasındaki temel hukuki ayrım noktaları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161626

Cevap: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/1017, K. 2018/1750 sayılı kararında bu uyuşmazlık detaylı olarak ele alınmıştır. TMK m. 557'de vasiyetnamenin iptal sebepleri sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmıştır ve tasarruf nisabının aşılması bu sebepler arasında yer almaz. Tasarruf nisabının aşılması, TMK m. 560 vd. uyarınca tenkis davasının konusunu oluşturur. HMK m. 26 gereği hakim, tarafların talepleriyle bağlıdır ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının talebi açıkça 'iptal' olup, dilekçesinde tenkisten bahsetmemesi ve tasarruf nisabının aşılmasını sadece iptal için bir 'hukuka aykırılık' gerekçesi olarak sunması, mahkemenin bu talebi tenkis olarak yorumlamasına engel teşkil eder. HMK m. 119 ve m. 194 uyarınca davacı, iddiasının dayanağı olan vakıaları ve talep sonucunu açıkça somutlaştırmakla yükümlüdür. Kurulun çoğunluk görüşü, bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalarak, açık bir tenkis talebi olmadıkça mahkemenin resen tenkis kararı veremeyeceğini belirtmiştir. Azınlık görüşü ise, davacının 'tasarruf nisabının aşıldığı' vakıasını ileri sürmesinin zımnen bir tenkis talebi içerdiğini, hukuki nitelemede hatanın hakimi bağlamayacağı (hâkimin hukuku re'sen uygulaması) ilkesi gereği talebin tenkis olarak da değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Temel ayrım, taleple bağlılık ilkesinin katı yorumlanması ile amaca yönelik (teleolojik) yorumlanması arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.