Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem kasten yaralama hem de kötü muamele suçlarını oluşturduğu iddia edilmektedir. Mahkemenin, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralını uygulayarak sadece daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurması doğru mudur? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/30746 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?
Bu durumda fikri içtima (TCK m. 44) kuralının uygulanması doğru değildir. Fikri içtima, tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde uygulanır. Oysa kasten yaralama (vurma eylemi gibi) ile kötü muamele (aç bırakma gibi) genellikle farklı ve birden çok fiille işlenir. Bu durumda 'gerçek içtima' kuralları uygulanmalı ve her suçtan ayrı ayrı ceza verilmelidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/30746 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin fikri içtima uygulayarak sadece en ağır cezayı içeren suçtan (kasten yaralama) hüküm kurması ve diğerinden (kötü muamele) vazgeçmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda, bu fiillerin ayrı ayrı suçları oluşturduğu ve her birinden ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Ancak kararın devamında, mahkemenin bu hatasına rağmen daha ağır olan yaralama suçu yerine daha hafif olan kötü muamele suçundan hüküm kurması ayrıca eleştirilmiştir. Bu durum, mahkemenin hem içtima kurallarını hem de suçların vasıflandırılmasını hatalı yaptığını göstermektedir.