HMK m. 115/2, mahkemenin bir dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde vereceği kararı düzenler. 'Taraf sıfatı yokluğu' bir dava şartı mıdır, yoksa davanın esasına ilişkin bir def'i midir? Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3652 E. sayılı kararının kabule göre yaptığı eleştiri bu konuda neyi ifade etmektedir?
Taraf sıfatı (husumet ehliyeti), yani bir davada davacı veya davalı olabilme yeteneği, bir dava şartı değildir. Dava şartları, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için varlığı veya yokluğu re'sen araştırılan usuli koşullardır (HMK m. 114). Sıfat ise, dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisine aittir ve davanın esasına ilişkin bir meseledir. Sıfat yokluğu, davanın usulden değil, 'esastan reddini' gerektirir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3652 E. sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin mecburi dava arkadaşlığı eksikliğini 'taraf sıfatı yokluğu' olarak nitelendirip davayı bu nedenle reddetmesi eleştirilmiştir. Kararda, bu durumun bir dava şartı noksanlığı olduğu (pasif dava ehliyeti), bu nedenle davanın HMK m. 115/2 uyarınca 'usulden' reddedilmesi gerektiği, 'sıfat yokluğundan' esastan reddinin ise hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu eleştiri, 'dava şartı' ile 'taraf sıfatı' arasındaki teorik ve pratik farkın önemini vurgulamaktadır.