Anayasa m. 148, OHAL KHK'larının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenemeyeceğini düzenlemektedir. Bu kurala rağmen, Danıştay 5. Dairesi'nin 2016/8196 E. sayılı kararında KHK'ya dayalı bir meslekten çıkarma kararını inceleyebilmesinin hukuki gerekçesi ne olabilir? Yasama işlemi niteliğindeki KHK ile idari işlem arasındaki ayrım bu noktada nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161595

Anayasa m. 148'deki denetim yasağı, KHK'nın 'kanun' niteliğindeki genel, soyut ve düzenleyici kuralları için geçerlidir. Ancak KHK'ların ekinde yer alan ve isim isim kişileri belirterek kamu görevinden çıkaran listeler, Yargı içtihatlarında ve doktrinde 'birel (bireysel) idari işlem' niteliğinde kabul edilmiştir. Danıştay'ın bu tür bir kararı inceleyebilmesinin temelinde bu ayrım yatar. Danıştay, KHK'nın genel kuralını değil, bu kurala dayanılarak tesis edilen ve belirli bir kişiyi hedef alan 'meslekten çıkarma' işlemini denetlemektedir. Bu işlem, her ne kadar KHK ile yapılmış olsa da, içeriği ve sonuçları itibarıyla tipik bir idari işlem niteliğindedir. Danıştay 5. Dairesi'nin kararında, işlemin 'disiplin cezası' olmadığı, 'olağanüstü bir tedbir' olduğu belirtilse de, sonuçta idari bir makam (HSYK) tarafından tesis edilmiş, bir kişinin hukuki statüsünü değiştiren ve icrai nitelikte bir işlem olması, onun idari yargı denetimine tabi olmasını gerektirir. Özetle, yargı, KHK'nın kendisini (yasama işlemi) değil, KHK'nın uygulanması niteliğindeki birel işlemi (idari işlem) denetlemektedir.