HMK'da düzenlenen 'somutlaştırma yükü' (HMK m. 194) ile 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m. 26) arasında nasıl bir ilişki vardır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1017 E. sayılı kararında, davacının 'tasarruf nisabının aşılması' vakıasını, vasiyetnamenin iptali talebi için bir gerekçe olarak sunması, somutlaştırma yükü açısından nasıl değerlendirilmiştir?
Somutlaştırma yükü (HMK m. 194), tarafların dayandıkları vakıaları (olguları) ispata elverişli şekilde açık ve net olarak ortaya koyma zorunluluğudur. Taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) ise, hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olmasıdır. Bu iki ilke birbiriyle ilişkilidir; davacı, talep sonucunu haklı kılan vakıaları somutlaştırmalıdır. Yargıtay HGK'nın 2017/1017 E. sayılı kararında, davacı 'tasarruf nisabının aşılması' vakıasını ileri sürmüş, ancak bu vakıayı 'tenkis' talebine değil, 'iptal' talebine dayanak yapmıştır. Kurul, davacının somutlaştırma yükünü yerine getirirken, ileri sürdüğü vakıa ile talep sonucu arasında hukuki bir bağ kurmadığını belirtmiştir. Tasarruf nisabının aşılması vakıası, iptal talebini değil, tenkis talebini hukuken destekleyen bir vakıadır. Davacı, vakıayı yanlış bir taleple ilişkilendirerek somutlaştırma yükünü eksik yerine getirmiştir. Bu nedenle mahkemenin, talep edilmeyen tenkis hakkında karar vermemesi, hem taleple bağlılık ilkesine hem de somutlaştırma yükünün davacı tarafından yanlış kurulmasına uygun bulunmuştur.