Bir davada, davacı vasiyetnamenin saklı payları ihlal ettiği gerekçesiyle 'iptalini' talep etmiş, ancak dilekçesinde açıkça 'tenkis' kelimesini kullanmamıştır. Mahkeme, TMK m. 557'deki iptal sebeplerinin oluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve tenkis talebi hakkında bir hüküm kurmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1017 E., 2018/1750 K. sayılı kararı ışığında, mahkemenin bu tutumu 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m. 26) açısından doğru mudur? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #161488

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1017 E., 2018/1750 K. sayılı kararına göre mahkemenin bu tutumu doğrudur. Kararda, vasiyetnamenin iptali ve tenkis davalarının farklı hukuki sebeplere ve sonuçlara sahip olduğu vurgulanmıştır. Saklı payın aşılmış olması, TMK m. 557'de sayılan bir iptal sebebi değil, TMK m. 560 vd. maddelerinde düzenlenen bir tenkis sebebidir. Davacı, dava dilekçesinde açıkça tenkis talebinde bulunmayıp, saklı pay ihlalini bir 'hukuka aykırılık' ve dolayısıyla 'iptal sebebi' olarak ileri sürmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesindeki 'taleple bağlılık ilkesi' ve 119. maddesindeki davacının talep sonucunu açıkça belirtme yükümlülüğü gereğince, hâkim talep edilmeyen bir şeye karar veremez. Davacı, vasiyetnamenin tamamen ortadan kaldırılmasını (iptal) istemiş, saklı payı aşan kısmın indirilmesini (tenkis) istememiştir. Bu nedenle, mahkemenin tenkis talebi hakkında hüküm kurmayarak sadece iptal talebini reddetmesi, anılan HGK kararı uyarınca usul ve yasaya uygundur.