HMK m. 196, delilden vazgeçmenin karşı tarafın 'açık iznine' bağlı olduğunu belirtir. Davalı vekilinin duruşmada 'tanıkların aleyhe olan beyanlarını kabul etmiyoruz' şeklindeki bir ifadesi, davacının kendi tanığının dinlenmesinden vazgeçmesine yönelik 'açık bir izin' olarak yorumlanabilir mi? Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/883 K. sayılı kararındaki yaklaşımı dikkate alarak, 'açık izin' kavramının nasıl anlaşılması gerektiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159908

Hayır, bu ifade 'açık bir izin' olarak yorumlanamaz. HMK m. 196'da geçen 'açık izin' (veya muvafakat) kavramı, vazgeçmeye rıza gösterildiğinin hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, net ve anlaşılır bir biçimde ifade edilmesi anlamına gelir. Bu, genellikle 'vazgeçmeye muvafakat ediyoruz', 'izin veriyoruz' veya 'dinlenmesini istemiyoruz' gibi doğrudan ifadelerle olur. Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında da bu dar yorum benimsenmiştir. Davalı vekilinin 'tanıkların aleyhe olan beyanlarını kabul etmiyoruz' şeklindeki ifadesi, vazgeçmeye yönelik bir rıza beyanı değildir. Tam aksine, bu ifade, dinlenmiş olan tanıkların beyanlarının içeriğine yönelik bir itirazdır ve davanın esasına ilişkindir. Bu beyan, henüz dinlenmemiş olan bir tanığın dinlenip dinlenmemesi konusundaki usuli bir meseleye yönelik bir irade açıklaması içermemektedir. Aksine, davalı tarafın davanın esası hakkındaki savunmasını sürdürdüğünü gösterir. Mahkemenin, bu şekilde dolaylı veya ilgisiz bir beyanı 'zımni rıza' olarak yorumlayarak tanığı dinlemekten vazgeçmesi, HMK m. 196'nın 'açık izin' şartını ihlal eder. Doğru usul, mahkemenin davalı tarafa doğrudan ve açıkça 'Davacının bu tanığın dinlenmesinden vazgeçmesine muvafakat ediyor musunuz?' diye sorması ve alacağı net cevaba göre hareket etmesidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-196-delilden-vazgecme.html)