İşçilik alacaklarına ilişkin zorunlu arabuluculuk sürecinde, arabuluculuk son tutanağının temerrüt ihtarı olarak kabul edilmesine karşı çıkan görüşün temel dayanağı olan 'arabuluculuk sürecinin gizliliği' (HUAK m. 4) ve 'beyan ve belgelerin kullanılamaması' (HUAK m. 5) ilkelerini açıklayınız. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin, 'anlaşmama son tutanağını' bu ilkelerin istisnası olarak görmesinin ardındaki hukuki gerekçe nedir?
Arabuluculuk sürecinin temerrüt ihtarı sayılamayacağını savunan görüş, HUAK'ın temel ilkelerine dayanır: 1) Gizlilik İlkesi (HUAK m. 4): Taraflar ve arabulucu dahil sürece katılan herkes, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde elde ettikleri bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Bu ilkenin amacı, tarafların çekinmeden, samimi bir şekilde müzakere edebilmelerini sağlamaktır. 2) Beyan ve Belgelerin Kullanılamaması (HUAK m. 5): Bu ilke, gizliliği pekiştirir. Arabuluculuk sırasında ileri sürülen teklifler, görüşler, vakıa kabulleri veya bu amaçla hazırlanan belgeler, daha sonra açılacak bir davada veya tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve kullanılamaz. Bu görüşe göre, işçinin arabuluculukta talep ettiği alacaklar da bu kapsamdadır ve davada temerrüt oluşturmak için kullanılamaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin uyuşmazlığı gideren kararında ise, 'anlaşmama son tutanağı'nın bu ilkelerin bir istisnası olduğu kabul edilmiştir. Bunun hukuki gerekçesi şudur: HUAK m. 5'te sayılan yasak, müzakere sürecinin 'içeriğine' ilişkindir (teklifler, ikrarlar vb.). Oysa 'arabuluculuk son tutanağı', sürecin içeriğini değil, sadece sonucunu (anlaşma veya anlaşmama) belgeleyen usuli bir evraktır. Daha da önemlisi, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/2. maddesi, bu son tutanağın aslının veya onaylı suretinin dava dilekçesine eklenmesini bir 'dava şartı' olarak zorunlu kılmıştır. Kanunun, mahkemeye sunulmasını emrettiği bir belgenin, aynı zamanda 'gizlidir ve delil olarak kullanılamaz' ilkesine tabi olduğunu söylemek çelişki yaratır. Dava şartı olan bir belge, gizlilik kapsamının dışındadır. Yargıtay, bu nedenle son tutanağın kendisinin ve içeriğindeki 'tarafların anlaşıp anlaşamadığı' olgusunun gizlilik kapsamında olmadığını, dolayısıyla işverenin alacak talebinden haberdar olduğunu gösteren bu belgenin temerrüt tarihi olarak dikkate alınabileceğini kabul etmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/iscilik-alacaklarinda-temerrut-ve-faiz/)