Paydaşlar arasında ecrimisil istenebilmesi için kural olarak 'intifadan men' koşulunun aranmasının temelinde yatan hukuki varsayım nedir? Bu varsayımın, 'hukuksal semere getiren' (örneğin kiraya verilen işyeri) taşınmazlarda neden geçerli olmadığını ve bu durumda intifadan men koşulunun neden aranmadığını, mülkiyet hakkının sağladığı 'yararlanma' (usus) ve 'ürünlerden faydalanma' (fructus) yetkileri ile 'zımni rıza' kavramları üzerinden açıklayınız.
'İntifadan men' koşulunun temelinde yatan hukuki varsayım, paylı mülkiyette paydaşlardan birinin taşınmazı kullanmasının, diğer paydaşların bu kullanıma 'zımni rıza' gösterdiği karinesidir. Paydaşlar arasında aksi yönde bir anlaşma veya bir itiraz (men) olmadıkça, bir paydaşın fiili kullanımının diğerlerinin rızası dahilinde olduğu ve bu nedenle haksız bir işgal teşkil etmediği kabul edilir. Bu, mülkiyetin sağladığı 'yararlanma' (usus) yetkisinin, zımni rıza çerçevesinde paydaşlardan biri tarafından kullanılmasıdır. Ancak bu varsayım, 'hukuksal semere getiren' taşınmazlarda (kira geliri olan işyeri, doğal ürün veren tarla vb.) geçerliliğini yitirir. Çünkü bu tür taşınmazlarda, mülkiyet hakkının temel bir unsuru olan 'ürünlerden faydalanma' (fructus) yetkisi ön plana çıkar. Bir paydaşın, taşınmazın getirdiği tüm kira gelirini veya tüm doğal ürünleri tek başına toplaması, diğer paydaşların 'fructus' hakkını doğrudan ve tamamen ihlal etmesi anlamına gelir. Bu eylemin kendisi, diğer paydaşları bu haktan fiilen men etmek demektir. Diğer paydaşların, işgalci paydaşın sadece taşınmazı kullanmasına değil, aynı zamanda tüm geliri tek başına almasına da 'zımni rıza' gösterdiğini varsaymak, hayatın olağan akışına ve hakkaniyete aykırıdır. Dolayısıyla, semere getiren mallarda, işgalci paydaşın tüm semereleri toplaması eylemi, zaten bir 'men' niteliği taşıdığından, ayrıca bir ihtarname ile intifadan men koşulunun gerçekleştirilmesine gerek kalmaz. Kötü niyet, eylemin kendisinden bellidir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ecrimisil-davasi-nasil-acilir/)