CMK m. 196, sorgusu yapılmış sanığın mahkemece duruşmadan bağışık tutulmasına (vareste) olanak tanımaktadır. Bu kurumun, sanığın 'duruşmada hazır bulunma hakkı' ve 'savunma hakkı' ile olan gerilimli ilişkisini analiz ediniz. Özellikle, yargılama sırasında sanığın yokluğunda dinlenen bir tanığın beyanının veya sunulan bir delilin, daha sonra sanığa veya müdafiine bildirilip itiraz etme imkanı tanınmadan hükme esas alınması, CMK m. 196'ya uygun bir vareste kararı olsa dahi, savunma hakkının kısıtlanması (CMK m. 289/1-h) anlamına gelir mi? 'Yüz yüzelik' ilkesi açısından değerlendiriniz.
CMK m. 196'da düzenlenen vareste tutulma, sanığın duruşmada hazır bulunma yükümlülüğüne bir istisna getirse de, onun savunma hakkından feragat ettiği anlamına gelmez. Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, aynı zamanda 'yüz yüzelik' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin bir gereğidir ve sanığa, aleyhindeki delilleri doğrudan sorgulama ve onlara karşı beyanda bulunma imkanı tanır. Sanığın vareste tutulduğu bir duruşmada, onun yokluğunda kritik bir delil (örneğin aleyhe bir tanık beyanı) ortaya çıkarsa, bu durum savunma hakkı açısından bir gerilim yaratır. CMK m. 196'ya uygun bir vareste kararı verilmiş olması, mahkemeye, sanığın gıyabında elde edilen bu delili, ona karşı savunma yapma fırsatı vermeden hükme esas alma yetkisi tanımaz. Eğer mahkeme, sanığın yokluğunda dinlenen tanığın beyanını veya sunulan kritik bir delili, duruşma tutanağını tebliğ ederek veya bir sonraki celsede okuyarak sanık ve müdafiine bildirmez ve bu delile karşı diyeceklerini sormazsa, bu durum açıkça savunma hakkının kısıtlanması (CMK m. 289/1-h) anlamına gelir. Yüz yüzelik ilkesi, sadece sanığın delille aynı anda aynı ortamda bulunması değil, delilden haberdar olup ona karşı tezlerini ileri sürebilmesini de kapsar. Vareste kararı, bu ikinci ve daha önemli olan haktan vazgeçildiği şeklinde yorumlanamaz. Dolayısıyla, usulüne uygun bir vareste kararı olsa dahi, sanığın yokluğunda elde edilen ve aleyhine kullanılabilecek delillere karşı savunma yapma imkanı tanınmaması, mutlak bir bozma nedenidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/savunma-hakkinin-kisitlanmasi/)