5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi, 'hüküm kesinleşmeden önce' gerçekleşen hürriyeti kısıtlayıcı hallerin cezadan mahsubunu düzenler. Bir kişi, A suçundan yargılanırken 3 ay tutuklu kalıp tahliye olmuş ve bu dava devam ederken B suçunu işlemiştir. Daha sonra B suçundan mahkumiyeti kesinleşmiştir. Bu kişinin, A suçundan dolayı tutuklu kaldığı 3 aylık sürenin, B suçundan aldığı cezadan mahsup edilip edilemeyeceğini, 'suçun işlenme tarihi' kriteri açısından Yargıtay içtihatları doğrultusunda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159893

Bu durumda mahsup mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve 06.03.1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, başka bir suçtan tutuklu kalınan sürenin, bir mahkumiyetten mahsup edilebilmesi için en temel şart, mahsubun yapılacağı mahkumiyete konu olan suçun (B suçu), tutukluluğun dayandığı suçun (A suçu) yargılaması kesinleşmeden 'önce' işlenmesidir. Sorudaki senaryoda, kişi A suçundan dolayı tutuklu kalmış ve bu dava henüz kesinleşmeden, yani yargılaması devam ederken, B suçunu işlemiştir. Bu durumda mahsup koşulu gerçekleşmemiştir. Yargıtay'ın benimsediği ilkeye göre, mahsup imkanı, kişinin tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeni bir suç işlemesini önlemek amacıyla, sadece tutukluluktan önce işlenmiş suçlar için geçerlidir. Eğer kişi, tahliye olduktan sonra yeni bir suç işlerse (B suçu), bu yeni suçtan alacağı cezadan, daha önceki bir davaya ilişkin tutukluluk süresini mahsup ettiremez. Çünkü bu durum, mahsup kurumunun caydırıcılık amacına aykırı olur ve suç işlemeyi teşvik edici bir sonuç doğururdu. Mahsup, geçmişteki bir haksızlığı telafi içindir, gelecekteki suçlar için bir 'indirim kuponu' değildir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/mahsup-nedir-baska-suctan-tutuklulugun-gozalti-suresi-ve-cezanin-mahsubu-sartlari.html)