TBK m. 87'ye göre seçimlik borçlarda edimin seçimi, aksi kararlaştırılmadıkça borçluya aittir. Borçlunun seçme hakkını kullandığı bir durumda, seçilen edimin ifası borçlunun kusuru olmaksızın imkansızlaşırsa, borç ilişkisinin akıbeti ne olur? Bu durumu, seçim hakkı kullanılmadan önce edimlerden birinin imkansızlaşması halinden ayırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159888

Seçimlik borçlarda imkansızlığın sonuçları, imkansızlığın seçim hakkı kullanılmadan önce mi yoksa sonra mı ortaya çıktığına göre değişir: 1) Seçim Hakkı Kullanıldıktan Sonra İmkansızlık: TBK m. 87 uyarınca borçlu, seçim hakkını kullanarak borcun konusunu belirli bir edime (örneğin A veya B atından, A atına) odaklamışsa, borç artık bir 'seçimlik borç' olmaktan çıkar ve 'parça borcu' haline gelir. Bu aşamadan sonra, seçilen bu edimin (A atının) ifası borçlunun kusuru olmaksızın imkansızlaşırsa (örneğin, at yıldırım çarpması sonucu ölürse), TBK m. 136'daki genel kural olan 'borcun imkansızlık nedeniyle sona ermesi' hükmü uygulanır. Borçlu borcundan kurtulur. Alacaklı diğer edimin (B atının) ifasını talep edemez, çünkü borç artık o edime odaklanmamıştır. 2) Seçim Hakkı Kullanılmadan Önce İmkansızlık: Eğer seçim hakkı henüz kullanılmamışken, edimlerden biri borçlunun kusuru olmaksızın imkansızlaşırsa (A atı ölürse), borç sona ermez. Borç, geriye kalan diğer edim (B atı) üzerinde yoğunlaşır. Borçlu artık seçme hakkını kaybeder ve kalan edimi ifa etmekle yükümlü olur. Eğer imkansızlık borçlunun kusurundan kaynaklansaydı, alacaklı ya kalan edimin ifasını ya da imkansızlaşan edimin değerini tazminat olarak isteme hakkına sahip olurdu. Özetle, temel fark, seçim hakkının kullanılmasıyla borcun niteliğinin değişmesidir. Seçimden sonra borç parça borcuna dönüşür ve imkansızlık sonuçları buna göre belirlenir. Seçimden önce ise borç seçimlik borç olma niteliğini korur ve kalan edim üzerinden devam eder. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/tbk-borc-iliskisinin-hukumleri/)