HMK m. 119/2, dava dilekçesindeki zorunlu unsurlardan birinin eksik olması halinde, hakimin bu eksikliğin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre vermesi gerektiğini, bu sürede eksiklik giderilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini düzenler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1547 K. sayılı kararında, çok sayıda davalının bulunduğu bir ortaklığın giderilmesi davasında, davacının verilen kesin süreye rağmen tüm davalıların adreslerini bildirememesi durumunda, bu hükmün uygulanmasının neden hukuka aykırı bulunduğunu, 'davacının ihmali' ve 'mahkemenin araştırma yükümlülüğü' kavramları açısından analiz ediniz.
YHGK'nın ilgili kararında, HMK m. 119/2'nin katı bir şekilde uygulanması, somut olayın özellikleri dikkate alındığında hukuka aykırı bulunmuştur. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1) Davacıya İzafe Edilebilecek Bir İhmalin Olmaması: HMK m. 119/2'nin uygulanabilmesi için, eksikliğin giderilmemesinin davacının bir ihmalinden veya kusurundan kaynaklanması gerekir. Somut olayda, davacı bir haftalık kısa bir kesin süre içinde 38 farklı kişinin adresini tespit edip bildirememiştir. Yargıtay, bu kadar çok kişinin adresini bu kadar kısa sürede bulmanın fiilen çok zor veya imkansız olduğunu ve bu durumun davacıya yüklenebilecek bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Davacı, adresleri bilmediğini belirtmiş ve mahkemeden bu konuda araştırma yapmasını veya kendisine yetki vermesini talep ederek üzerine düşeni yapmıştır. 2) Mahkemenin Araştırma Yükümlülüğü: Davalıların adreslerinin tespiti, sadece davacının yükümlülüğünde olan bir husus değildir. Mahkeme, adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, davanın yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür. Davacının çabasına rağmen adresler bulunamıyorsa, mahkemenin kendisi de bu konuda bir araştırma yapmalıdır. YHGK'nın belirttiği gibi, mahkeme öncelikle ilgili Nüfus Müdürlüğü'nden davalıların MERNİS adreslerini sormalı, MERNİS adresleri bulunamazsa Emniyet aracılığıyla adres araştırması yaptırmalıdır. Mahkemenin bu araştırma yükümlülüğünü yerine getirmeden, tüm külfeti davacıya yükleyerek davayı açılmamış sayması, hem hakkın özünü zedeleyen aşırı bir formalizm hem de mahkemenin davayı aydınlatma ödevine aykırı bir tutumdur. Bu nedenle, HMK m. 119/2'nin uygulanma yeri olmadığına karar verilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-9-turkiyede-yerlesim-yerinin-bulunmamasi-halinde-yetki.html)