İYUK m. 20'de düzenlenen re'sen araştırma ilkesinin, idari yargılamada 'delillerin değerlendirilmesi' aşamasındaki rolünü, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 2012/194 K. sayılı kararı çerçevesinde analiz ediniz. Mahkemenin, adli yargıda yaptırılan bir delil tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla bağlı olup olmadığını ve bu raporu yetersiz görmesi halinde ne yapması gerektiğini açıklayınız.
Re'sen araştırma ilkesi, sadece delillerin toplanmasını değil, aynı zamanda toplanan delillerin değerlendirilmesinde de hakime aktif bir rol ve geniş bir takdir yetkisi verir. Danıştay VDDK'nın 2012/194 K. sayılı kararında bu durum açıkça görülmektedir. Olayda, vergi dairesinin takdir komisyonu kararına karşı, mükellef tarafından asliye ticaret mahkemesinde bir delil tespiti yaptırılmış ve geminin değeri daha düşük bulunmuştur. Vergi mahkemesi, sadece bu tespite dayanarak karar vermiştir. VDDK, bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuştur. Karara göre, adli yargıda yaptırılan bir tespit, idari yargıdaki dava için delillerden sadece biridir ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir. İdari yargı hakimi, dosyaya sunulan tüm delilleri (hem idarenin takdir komisyonu kararını hem de mükellefin tespit raporunu) serbestçe değerlendirir. Eğer mahkeme, bu delilleri davanın çözümü için yetersiz görürse, İYUK m. 20'nin kendisine verdiği re'sen araştırma yetkisi uyarınca, kendisi yeni bir delil toplama sürecine girmelidir. Kararda da belirtildiği gibi, mahkemenin satışa konu geminin satış tarihindeki değerini, gerekirse kendisinin atayacağı bir bilirkişi heyetiyle yeniden araştırıp, tüm delilleri bir arada değerlendirerek bir sonuca varması gerekirdi. Delillerin değerlendirilmesi ve kanıtlar arasında ilişki kurularak bir sonuca varılması, yargılamanın temel etkinliğidir ve bu etkinlik bilirkişiye devredilemez. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-20-madde-iyuk/)