Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi talebi, çekişmeli yargı mı yoksa çekişmesiz yargı işi midir ve bu ayrımın görevli mahkemenin belirlenmesindeki sonucu nedir? Atanmış mirasçıların veya vasiyet alacaklılarının, kendilerine bu sıfatlarını gösteren bir belge verilmesini talep edebilmeleri için TMK m. 598/2'de öngörülen özel koşul nedir?
Mirasçılık belgesi verilmesi talebi, kural olarak bir 'çekişmesiz yargı' işidir (HMK m. 382/2-c-6). Çekişmesiz yargı işlerinde, taraflar arasında bir uyuşmazlık veya hasım yoktur; sadece bir hukuki durumun tespiti veya tescili talep edilir. Bu ayrımın görevli mahkemenin belirlenmesindeki sonucu, HMK m. 383 uyarınca, bu tür işlerde görevli mahkemenin aksine bir düzenleme olmadıkça 'Sulh Hukuk Mahkemesi' olmasıdır. Dolayısıyla, yasal mirasçıların miras paylarını gösteren standart bir mirasçılık belgesi talebi Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. Atanmış mirasçılar (vasiyetname ile mirasçı olarak belirlenenler) veya vasiyet alacaklıları (kendisine belirli bir mal bırakılanlar) da, kendi sıfatlarını gösteren özel bir belge verilmesini Sulh Hukuk Mahkemesinden talep edebilirler. Ancak TMK m. 598/2, bu talep için özel bir koşul öngörmüştür: Bu belgenin verilebilmesi için, 'mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa (vasiyetnameye), diğer yasal mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından, kendilerine bildirilmesinden başlayacak bir ay içinde itiraz edilmemiş olması' gerekir. Yani, vasiyetnamenin açılıp ilgili kişilere tebliğ edilmesinden sonra, bir aylık itiraz süresinin geçmesi ve bu süre içinde bir itiraz (örneğin vasiyetnamenin iptali davası açılması) olmaması şarttır. Bu koşul, olası bir çekişme ihtimalini bertaraf etmeyi amaçlar. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/mirasta-mal-paylasimi-ve-mirascilik-nedir.html)