Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirlerde (TMK m. 229), devredilen taşınmazın tasfiye hesabına katılacak değerinin hangi tarihe göre belirlenmesi gerektiği konusunda Yargıtay'ın benimsediği ilkeyi açıklayınız. Devir tarihindeki değerin değil de tasfiye (karar) tarihindeki değerin esas alınmasının ardındaki adalet ve hakkaniyet gerekçeleri nelerdir?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında(örn: 2019/11378 K. sayılı kararı) belirtildiği üzere, katılma alacağını azaltma kastıyla devredilen taşınmazın tasfiye hesabına katılacak değeri belirlenirken, taşınmazın 'devir tarihindeki durumu' (niteliği, imar durumu, üzerindeki yapı vb.) esas alınarak, 'tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri' dikkate alınır. Yani, taşınmazın fiziki özellikleri devir anındaki gibi kabul edilir, ancak bu özelliklere sahip bir taşınmazın bugünkü (karar anındaki) değeri hesaplanır. Devir tarihindeki değerin değil de tasfiye/karar tarihindeki değerin esas alınmasının ardında yatan temel adalet ve hakkaniyet gerekçeleri şunlardır: 1) Enflasyondan Koruma: Mal rejiminin sona ermesi (boşanma davası tarihi) ile tasfiyenin yapıldığı karar tarihi arasında yıllar geçebilir. Bu süreçte enflasyon nedeniyle paranın alım gücü düşer. Eğer devir tarihindeki değer esas alınırsa, alacaklı eşin katılma alacağı reel olarak erimiş olur. Karar tarihindeki değerin esas alınması, alacaklı eşi enflasyonun olumsuz etkilerinden korur. 2) Değer Artışlarından Adil Paylaşım: Taşınmazların değeri zamanla artar. Bu değer artışı, eğer mal rejimi devam etseydi, her iki eşin de faydalanacağı bir artış olacaktı. Hileli devirle malı elinden çıkaran eşin, bu değer artışından tek başına faydalanması ve diğer eşi mahrum bırakması hakkaniyete aykırı olur. Karar tarihindeki değerin esas alınması, sanki mal hiç devredilmemiş ve hala ortak malvarlığında mevcutmuş gibi bir varsayım yaratarak, bu değer artışının da adil bir şekilde paylaşılmasını sağlar. 3) Haksız Fiilin Sonuçlarını Ortadan Kaldırma: Mal kaçırma, diğer eşin alacak hakkına yönelik haksız bir eylemdir. Bu haksız eylemin sonuçlarının, eylem hiç yapılmamış gibi ortadan kaldırılması gerekir. Bunu sağlamanın en adil yolu da, tasfiye anında o malın gerçek değerini hesaba katmaktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/katilma-alacagini-azaltma-kastiyla-mallarin-devredilmesi.html)