İşçilik alacakları için başlatılan zorunlu arabuluculuk sürecinde, davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmaması, temerrüt faizinin başlangıç tarihi açısından ne gibi bir sonuç doğurur? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin uyuşmazlığı gideren kararının bu konudaki yaklaşımını, arabuluculuk sürecinin mantığı ve iyi niyet kuralları çerçevesinde yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159880

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2022 tarihli ve 2022/3222 E. sayılı uyuşmazlık giderme kararında benimsediği ilkelere göre, davalı işverenin usulüne uygun davet edilmesine rağmen arabuluculuk görüşmelerine katılmaması, temerrüt faizinin başlangıç tarihi açısından aleyhine bir sonuç doğurur. Karara göre, işverenin görüşmelere katılmaması, temerrüdün gerçekleşmesine engel değildir. Bu durumda da temerrüt tarihi, arabuluculuk faaliyetinin sona erdiğini belgeleyen 'anlaşmama son tutanağının' düzenlendiği tarih olarak kabul edilir. Bu yaklaşımın ardındaki mantık şudur: Arabuluculuk başvurusu ve işverene yapılan davet, işçinin alacaklarını talep ettiğine dair açık bir irade beyanıdır ve işvereni bu talepten haberdar eder. Bu, TBK m. 117 anlamında bir 'ihtar' niteliğindedir. İşverenin bu davete icabet etmemesi, alacak talebini ve ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İyi niyet kuralları gereği, işveren bu talebi öğrenmiş sayılır. Arabuluculuk sürecine katılmayarak süreci işlevsiz bırakan işverenin, bu davranışından faydalanarak faiz ödeme yükümlülüğünü daha ileri bir tarihe (dava tarihine) ertelemesine izin vermek, hem arabuluculuk kurumunun amacına hem de dürüstlük kuralına aykırı olurdu. Dolayısıyla Yargıtay, işverenin görüşmeye katılmamasının da, katıldığı ancak anlaşamadığı durumla aynı hukuki sonucu doğuracağını ve son tutanak tarihinin temerrüt tarihi olacağını kabul etmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/iscilik-alacaklarinda-temerrut-ve-faiz/)