Önalım davasında, davacı paydaşın 'satış bedelinde muvazaa' (bedelin önalım hakkını engellemek amacıyla tapuda yüksek gösterildiği) iddiasını ispat yükü kime aittir ve bu iddia hangi tür delillerle ispatlanabilir? Sadece keşif yoluyla belirlenen gerçek değerin, tapuda gösterilen bedelden düşük olması, tek başına muvazaanın varlığını kanıtlamaya yeterli midir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Önalım davasında 'bedelde muvazaa' iddiasını ispat yükü, bu iddiayı ileri süren davacı paydaşa aittir. Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından, bu iddiasını HMK uyarınca tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örn: Y. 14. HD, E. 2016/8498, K. 2016/9861) göre, sadece keşif yapılarak bilirkişi marifetiyle taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesi ve bu değerin tapudaki satış bedelinden düşük çıkması, tek başına muvazaanın varlığını kanıtlamak için yeterli değildir. Bunun sebebi, sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği tarafların bir malı gerçek değerinin üzerinde bir bedelle satabilmeleridir. Alıcı, taşınmaza duyduğu özel bir ilgi, acil ihtiyaç veya başka sübjektif nedenlerle piyasa değerinin üzerinde bir bedel ödemeyi kabul etmiş olabilir. Dolayısıyla, keşifle belirlenen değer önemli bir karine olmakla birlikte, muvazaa iddiasının kabulü için bu karinenin, davayı aydınlatıcı nitelikteki başka delillerle (örneğin, tarafların mali durumları, satış öncesi ve sonrası para hareketleri, görgüye dayalı ve inandırıcı tanık beyanları vb.) desteklenmesi gerekir. Hakim, somut olayın tüm özelliklerini bir bütün olarak değerlendirerek bedelde muvazaa olup olmadığına kanaat getirecektir. (Kaynak: vonahukuk.com/onalim-hakki-fiili-taksimin-varligi-ve-bedelde-muvazaa-iddiasi/)