Bir suçtan dolayı tutuklu kalan kişinin, bu tutukluluğunun daha sonra başka bir suçtan aldığı kesinleşmiş hapis cezasından mahsup edilebilmesi (TCK m. 63) için aranan temel şart nedir? Mahsuba konu mahkumiyete ilişkin suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden 'önce' işlenmiş olması şartının ardındaki kriminolojik ve hukuki mantığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na atıfla açıklayınız.
Başka bir suçtan tutukluluğun, kesinleşmiş bir hapis cezasından mahsup edilebilmesi için aranan en temel ve kritik şart, mahsubun yapılacağı mahkumiyete konu olan (ikinci) suçun, tutukluluğun dayanağı olan (ilk) suçla ilgili yargılamanın kesinleşmesinden 'önce' işlenmiş olmasıdır. Metinde atıf yapılan 06.03.1940 gün ve 5-68 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da belirtilen bu şartın ardındaki kriminolojik ve hukuki mantık, 'suç işleme eğilimini caydırma' ve 'hukuki güvene dayanarak suç işlemeyi önleme' amacıdır. Şöyle ki; eğer bir kişi, bir suçtan tutuklu kalıp beraat ettikten veya cezasını çektikten sonra, 'nasıl olsa içeride fazladan yattığım süre var' diyerek bu süreye güvenip yeni bir suç işlerse, mahsup kurumu suç işlemeyi teşvik eden bir araca dönüşmüş olur. Kanun koyucu, kişinin geçmişte yattığı bir süreye güvenerek gelecekte suç işlemesinin önüne geçmek istemektedir. Bu nedenle, mahsup imkanı, sadece kişinin tutuklu kaldığı dönemden önce veya tutukluluğun ilişkin olduğu dava kesinleşmeden önce işlediği suçlar için tanınmıştır. Bu şekilde, kişinin gelecekteki suç işleme iradesi üzerinde mahsubun bir etkisi olması engellenir. Özetle, mahsup, geçmişteki bir hürriyet kısıtlamasının telafisidir, gelecekte işlenecek suçlar için bir 'kredi' veya 'avans' değildir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/mahsup-nedir-baska-suctan-tutuklulugun-gozalti-suresi-ve-cezanin-mahsubu-sartlari.html)