TCK m. 267/8'e göre, 'İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.' Bu özel zamanaşımı düzenlemesinin gerekçesini ve ceza muhakemesi hukuku açısından önemini açıklayınız. 'Mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarih' ibaresinden ne anlaşılması gerektiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) ve beraat kararı verilmesi durumları için ayrı ayrı değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159847

Bu özel zamanaşımı düzenlemesinin temel gerekçesi, iftira suçunun doğası gereği mağdurun hak arama özgürlüğünü korumaktır. İftiraya uğrayan bir kişi, kendisine atılan suçtan aklanmadan iftira suçundan dolayı şikayette bulunması fiilen ve hukuken oldukça zordur. Eğer zamanaşımı, iftira fiilinin işlendiği tarihten (şikayet tarihinden) başlasaydı, iftiraya konu olan suçun soruşturma ve kovuşturması yıllarca sürebilir ve bu süre içinde iftira suçu zamanaşımına uğrayabilirdi. Bu da mağdurun hakkını aramasını imkansız kılardı. Bu nedenle kanun koyucu, zamanaşımının başlangıcını, iftira fiilinin işlendiği tarihe değil, mağdurun masumiyetinin hukuken tescil edildiği tarihe ertelemiştir. 'Mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarih' ibaresinden anlaşılması gereken, mağdur hakkındaki suçlamanın hukuken ortadan kalktığı kararın kesinleştiği tarihtir. 1) Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Verilmesi: Mağdur hakkında verilen KYOK'a karşı kanun yolu (itiraz) süresinin geçmesiyle veya itirazın reddedilmesiyle karar kesinleşir. Zamanaşımı bu kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlar. 2) Beraat Kararı Verilmesi: Mağdur hakkında yapılan yargılama sonucunda verilen beraat kararının, istinaf ve temyiz yollarının tüketilmesi veya bu yollara başvurulmaması sonucu kesinleştiği tarih, zamanaşımının başlangıç tarihi olur. Bu düzenleme, iftira suçunun etkin bir şekilde soruşturulmasını ve mağdurun haklarının korunmasını sağlayan önemli bir güvencedir. (Kaynak: or.av.tr/cinsel-iftira-atmanin-cezasi-nedir/)