Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/8103 K. sayılı kararında, yurtdışında yaşayan bir Türk vatandaşının nüfus kaydının düzeltilmesi davasında yetkili mahkemenin belirlenmesi tartışılmaktadır. Bu kararda, 5718 sayılı MÖHUK'un 41. maddesi ile HMK'nın 9. maddesi nasıl bir arada yorumlanmıştır? Davacının Türkiye'ye geldiğinde kaldığı adresin 'mutad mesken' olarak kabul edilerek yetkili mahkemenin belirlenmesindeki hukuki mantığı izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159839

Yargıtay 20. HD'nin ilgili kararında, iki kanun hükmü birbiriyle uyumlu bir şekilde yorumlanmıştır. 5718 sayılı MÖHUK m. 41, Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalarda yetkiyi kademeli olarak belirler: 1) Yabancı ülkede dava açılamıyorsa, Türkiye'de yer itibariyle yetkili mahkeme, 2) Bu yoksa ilgilinin 'sakin olduğu yer', 3) Türkiye'de sakin değilse 'Türkiye'deki son yerleşim yeri', 4) O da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri. HMK m. 9 ise, Türkiye'de yerleşim yeri olmayanlar için 'mutad meskenin bulunduğu yer mahkemesini' genel yetkili mahkeme olarak tanımlar. Yargıtay, bu iki hükmü birleştirerek, MÖHUK m. 41'de geçen 'sakin olunan yer' kavramını, HMK m. 9'daki 'mutad mesken' ile eşdeğer kabul etmiştir. Somut olayda, davacı yurtdışında ikamet etse de, Türkiye'ye geldiğinde sürekli olarak kaldığı bir adres (ve MERNİS adresi olarak kayıtlı olan adres) bulunmaktadır. Yargıtay, bu adresin, davacının Türkiye ile olan fiili ve sürekli bağını gösterdiğini ve bu nedenle HMK m. 9 anlamında bir 'mutad mesken' ve MÖHUK m. 41 anlamında 'sakin olunan yer' teşkil ettiğini kabul etmiştir. Bu yorum, davacının Türkiye ile en yakın ilişkisinin bulunduğu yerde yargılamanın yapılmasını sağlayarak usul ekonomisine ve adalete erişim ilkesine hizmet etmektedir. Dolayısıyla, davacının daimi ikametgahı yurtdışında olsa bile, Türkiye'deki düzenli olarak kullandığı konutun bulunduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-9-turkiyede-yerlesim-yerinin-bulunmamasi-halinde-yetki.html)