İYUK m. 20'de düzenlenen re'sen araştırma ilkesi mutlak ve sınırsız bir yetki midir? Danıştay 3. Dairesi'nin 2017/404 K. sayılı kararında tartışıldığı üzere, vergi incelemesi sırasında defter ve belgelerini haklı bir mazeret olmaksızın ibraz etmeyen bir mükellefin, bu belgeleri daha sonra dava aşamasında mahkemeye sunması halinde, mahkemenin re'sen araştırma ilkesi kapsamında bu delilleri dikkate alması gerekir mi? Bu durumu, 'kanıt toplama yetkisi' ile 'delillerin ispat gücü' kavramları açısından değerlendiriniz.
Re'sen araştırma ilkesi, hakime geniş bir yetki tanımakla birlikte, mutlak ve sınırsız değildir. Bu ilkenin sınırlarını, diğer usul kuralları, hukukun genel ilkeleri ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çizer. Danıştay 3. Dairesi'nin 2017/404 K. sayılı kararı, bu sınırlamaya iyi bir örnektir. Karara göre, vergi incelemesi sırasında defter ve belgelerini kasten ibraz etmeyen bir mükellefin, bu belgeleri daha sonra dava aşamasında mahkemeye sunması, vergi denetimini işlevsiz kılma ve kötü niyetli bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Mahkemenin re'sen araştırma yetkisi, taraflara kanunla yüklenmiş ödevleri (incelemeye ibraz gibi) ortadan kaldırma veya bu ödevlere aykırı davranışları meşrulaştırma aracı olarak kullanılamaz. 'Kanıt toplama yetkisi' ile 'delillerin ispat gücü' burada ayrışmaktadır. Mahkeme, re'sen araştırma ilkesi gereği bu belgeleri dosyaya alabilir (kanıt toplama). Ancak, zamanında ibraz edilmemeleri nedeniyle bu belgeler 'ilgilisi lehine kanıt olma değerini yitirir'. Yani mahkeme, bu delillerin ispat gücünü değerlendirirken, ibraz edilmeme olgusunu dikkate alır ve bu delillere dayanarak mükellef lehine bir karar veremez. Aksi takdirde, vergi denetiminden kaçınan mükellefler ödüllendirilmiş olur. Dolayısıyla, re'sen araştırma ilkesi, usule uygun olarak sunulmayan veya kanuni yükümlülüklere aykırı olarak saklanan bir delile sonradan ispat gücü kazandırmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-20-madde-iyuk/)