6216 sayılı Kanun m. 50/2, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebileceğini belirtmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin, metinde alıntılanan 2013/6319 numaralı kararında, hak ihlali tespit etmesine ve dosyayı yeniden soruşturma için savcılığa göndermesine rağmen, başvurucunun manevi tazminat talebini neden reddettiğini açıklayınız. Bu gerekçe, 6216 sayılı Kanun'un sistematiği açısından tutarlı mıdır?
AYM'nin ilgili kararında manevi tazminat talebini reddetmesinin gerekçesi, 'ihlalin tespitinin yanı sıra kararın gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın ilgili Savcılığa gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu' kanaatidir. Yani AYM, hak ihlalini gidermenin en etkili yolunun, ihlale neden olan işlemin (etkisiz soruşturma) ortadan kaldırılıp yeniden ve etkili bir soruşturma yapılması olduğunu kabul etmektedir. Bu durumda, yeniden soruşturma ve muhtemel bir kovuşturma yolunun açılması, başvurucu için manevi tatmini sağlayacak asıl 'giderim' yöntemidir. Bu yaklaşıma göre, 'yeniden yargılama' (veya burada yeniden soruşturma) imkanı varsa, bu yol birincil giderim yöntemidir ve ayrıca parasal bir tazminata hükmedilmesine gerek yoktur. Bu gerekçe, 6216 sayılı Kanun'un sistematiği ile tutarlıdır. Kanun, tazminatı, yeniden yargılama gibi daha etkili bir giderim yolunun 'mümkün olmadığı' veya 'hukuki yarar bulunmadığı' haller için öngörülen ikincil (tali) bir yol olarak konumlandırmıştır. Metindeki yazar, AYM'nin bu gerekçesini eleştirse de, AYM'nin bakış açısı, ihlalin parasal olarak değil, mümkün olan en köklü şekilde, yani ihlale yol açan eylemin düzeltilmesi yoluyla giderilmesi esasına dayanmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aym-kararinin-infazi/)