Anayasa Mahkemesi (AYM), bir bireysel başvuru sonucunda, Cumhuriyet savcısının verdiği 'kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın (KYOK)' etkisiz soruşturma nedeniyle hak ihlaline yol açtığına hükmedip dosyayı ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için ilgili savcılığa gönderdiğinde, savcılığın izlemesi gereken usuli yol nedir? Metindeki analiz çerçevesinde, bu durumu 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 1. ve 2. fıkraları açısından değerlendiriniz ve KYOK'a itiraz üzerine verilen 'mahkeme kararının' bu süreçteki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159834

Bu durum, AYM kararlarının infazında karşılaşılan karmaşık bir usuli sorundur. Metindeki analize göre izlenmesi gereken yol şöyledir: 1) Kararın Niteliği: Bireysel başvuruda incelenen, sadece savcının KYOK'u değil, aynı zamanda bu karara karşı yapılan itirazı reddeden Sulh Ceza Hakimliği (veya eski sistemde Ağır Ceza Mahkemesi) kararıdır. Çünkü bireysel başvuru için yargı yollarının tüketilmesi şarttır. Bu nedenle, ortada bir 'mahkeme kararı' vardır ve mesele 6216 sayılı Kanun'un 50/2. fıkrası kapsamında ele alınmalıdır. Savcılık kararı tek başına bir 'idari işlem' (m. 50/1) olarak görülemez. 2) Yeniden Yargılama: Madde 50/2, ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa 'yeniden yargılama' yapılmasını öngörür. Ancak burada kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığından, CMK m. 311'deki klasik 'yargılamanın yenilenmesi' yolu doğrudan uygulanamaz. 3) Usuli Çözüm Yolu: Metinde iki olası çözüm tartışılmaktadır: a) AYM kararının 'yeni delil' olarak kabul edilmesi: Savcılık, AYM'nin ihlal kararını bir 'yeni delil' olarak kabul edip, CMK m. 173/6 uyarınca, daha önce KYOK'u onayan Sulh Ceza Hakimliğinden kamu davası açmak için izin isteyebilir. Bu yol, mevcut kanuni düzenlemelere en uygun görünen yoldur. b) AYM kararının doğrudan emredici niteliği: Diğer bir görüşe göre, AYM kararı bağlayıcıdır ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için doğrudan bir emir niteliğindedir. Bu durumda, savcılığın herhangi bir merciden izin almasına gerek olmaksızın, re'sen iddianame düzenleyerek kamu davasını açması gerekir. Bu görüş, Anayasa'nın üstünlüğü ve AYM kararlarının bağlayıcılığı ilkesine dayanır. Metin, AYM kararının 'yeni delil' niteliğinde olduğu ve CMK m. 173/6 yolunun işletilmesi gerektiği görüşüne daha yakın durmaktadır, ancak diğer görüşün de savunulabilir olduğunu belirtmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aym-kararinin-infazi/)