HMK m. 9/1, Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkındaki davalarda, 'diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir' demektedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/7822 K. sayılı kararında, henüz icra takibi başlatılmamış bir 'menfi tespit davasında' yetkili mahkeme belirlenirken, 'dava konusu çekte ödeme yeri Konya olduğuna göre Konya mahkemelerinin de yetkili bulunduğu' belirtilmiştir. Bu kararı, HMK m. 10'da düzenlenen 'sözleşmelerden doğan davalarda yetki' kuralı ile birlikte değerlendiriniz. Menfi tespit davasının, konusu itibarıyla bir 'sözleşmesel borç ilişkisinin varlığı/yokluğu'na ilişkin olması, yetki kuralının belirlenmesinde nasıl bir etki yaratmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159814

Bu Yargıtay kararı, menfi tespit davasının niteliğini ve HMK'daki özel yetki kurallarının nasıl yorumlanması gerektiğini gösteren önemli bir örnektir. Davanın taraflarından birinin Türkiye'de yerleşim yeri olmasa dahi (soruda bu varsayılabilir veya genel yetki kuralları açısından değerlendirilebilir), yetkinin belirlenmesinde HMK m. 10'daki 'sözleşmenin ifa edileceği yer' yetkisi devreye girmiştir. HMK m. 10, sözleşmelerden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği (borcun yerine getirileceği) yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenleyen özel ve seçimlik bir yetki kuralıdır. - Menfi Tespit Davasının Niteliği: Bir çek ilişkisine dayalı menfi tespit davası, temelde, o çekin dayandığı iddia edilen 'sözleşmesel borç ilişkisinin mevcut olmadığının' tespitine yöneliktir. Davacı, 'benim böyle bir borcum yok' demektedir. Bu, doğrudan doğruya bir sözleşmeden (veya sözleşmenin yokluğundan) kaynaklanan bir uyuşmazlıktır. - 'İfa Yeri' Kuralının Uygulanması: Çek, bir ödeme aracıdır ve kambiyo senetleri hukukuna göre, üzerinde ayrıca bir yer belirtilmemişse, 'muhatabın (veya düzenleyenin) ticaret unvanı yanında yazılı olan yer' ödeme yeri sayılır. Karardaki olayda, çekin ödeme yeri Konya'dır. Bu, aynı zamanda, o çekin dayandığı iddia edilen borcun da 'ifa yeri'nin Konya olduğu anlamına gelir. Dava, bu borç ilişkisinin varlığına/yokluğuna dair bir uyuşmazlık olduğu için, HMK m. 10'daki 'sözleşmenin ifa edileceği yer' yetkisi kapsamında, Konya mahkemeleri de yetkili hale gelmiştir. Mahkemenin, 'sözleşme ilişkisi inkar ediliyor, bu nedenle HMK m. 10 uygulanmaz, sadece genel yetki kuralı (HMK m. 6 veya m. 9) uygulanır' şeklindeki yorumu, Yargıtay tarafından hatalı bulunmuştur. Yargıtay, davanın özünün sözleşmesel bir ilişkiye dayandığını ve bu nedenle sözleşmelere özgü yetki kuralının da uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu, davacıya, davalının yerleşim yerine gitmek zorunda kalmadan, uyuşmazlığın kaynağı olan ifa yerinde de dava açma kolaylığı sağlayan bir yorumdur. (İlgili metin: hmk-madde-9-turkiyede-yerlesim-yerinin-bulunmamasi-halinde-yetki, İlgili Karar: Y19HD 2014/18730 E., 2015/7822 K., İlgili Kanun: HMK m. 9, m. 10)