CMK m. 216/3, 'Cumhuriyet savcısı ile müdafiin birlikte rıza göstermeleri kaydıyla tanığın dinlenmesinden veya başka delil ortaya koyulmasından vazgeçilebileceğini' düzenler. 'sanik-yerine-avukati-hagb-yi-kabul-edebilir-mi' metninde bu maddeye atıf yapılmaktadır. Bu kural, ceza muhakemesinin temel amacı olan 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir? Tarafların (savcı ve müdafi), bir delilin ortaya konmasından 'birlikte' vazgeçmeleri, mahkemeyi bağlar mı? Mahkeme, tarafların bu ortak vazgeçmesine rağmen, maddi gerçeğe ulaşmak için o tanığı dinlemeyi veya o delili getirtmeyi 're'sen' kararlaştırabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159812

CMK m. 216/3'teki bu kural, ceza muhakemesine hakim olan 'maddi gerçeğin araştırılması' ve 're'sen araştırma' ilkeleri ile 'tarafların usuli işlemlere katılımı' ve 'usul ekonomisi' ilkeleri arasında bir denge kurmaya çalışır. - Maddi Gerçeğin Araştırılması İlkesiyle İlişkisi: Ceza muhakemesinin temel amacı, ne pahasına olursa olsun birilerini mahkum etmek veya beraat ettirmek değil, olayın nasıl olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmaktır. Bu ilke, hakimin, tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın, gerçeğe ulaşmak için gerekli gördüğü her türlü delili kendiliğinden araştırmasını gerektirir (re'sen araştırma ilkesi). CMK m. 216/3, bu temel ilkeye bir istisna getirmiş gibi görünmektedir. - Mahkemenin Bağlılığı Sorunu: Tarafların (savcı ve müdafi) bir delilden birlikte vazgeçmeleri, mahkemeyi mutlak olarak bağlamaz. Bu kural, daha çok davanın gereksiz yere uzamasını önlemek ve tarafların üzerinde anlaştığı, sonuca etkisi olmayacağı düşünülen delillerin toplanmasından sarfınazar edilmesini sağlamak amacını güder. Ancak, eğer mahkeme, tarafların vazgeçtiği o tanığın veya delilin, 'maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için' mutlak surette gerekli ve önemli olduğuna kanaat getirirse, bu delili 're'sen' getirtmeye veya o tanığı dinlemeye karar verebilir. Mahkemenin re'sen delil toplama yetkisi (CMK m. 206, 207), tarafların vazgeçme iradesinden daha üstündür. Çünkü ceza davası, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir özel hukuk davası değil, kamu düzenini ilgilendiren bir kamu davasıdır. Son söz, her zaman maddi gerçeği araştırmakla yükümlü olan mahkemenindir. Tarafların vazgeçmesi, mahkeme için sadece bir 'kolaylık' ve 'takdir' unsurudur; bağlayıcı bir emir değildir. Mahkeme, 'ben bu tanığı dinlemeden veya bu delili görmeden vicdani kanaate ulaşamam' diyorsa, tarafların rızasına rağmen o delili toplamakla yükümlüdür. (İlgili metin: sanik-yerine-avukati-hagb-yi-kabul-edebilir-mi, İlgili Kanun: CMK m. 178, m. 206, m. 216/3)