Yasal önalım hakkının kullanılması üzerine, davacı paydaşın depo etmesi gereken bedel, alıcının 'gerçekten' ödediği bedeldir. Bir satış işleminde, satıcı ile alıcının anlaşarak tapuda bedeli düşük gösterip, bedelin kalan kısmını elden (haricen) ödediğini varsayalım. Önalım davası açan paydaş, tapudaki düşük bedeli depo etmek istediğinde, alıcı (davalı) 'ben aslında daha yüksek bir bedel ödedim' şeklinde bir savunma yapabilir mi? Yapabilirse, bu 'gerçek bedelin daha yüksek olduğu' iddiasını hangi delillerle ispatlamalıdır? Bu durumun, 'resmi senedin aksi ancak yine yazılı delille ispatlanabilir' kuralı (HMK m. 201) karşısındaki durumunu, önalım hakkı sahibinin 'üçüncü kişi' konumuyla birlikte değerlendiriniz.
Evet, alıcı (davalı) 'ben aslında daha yüksek bir bedel ödedim' şeklinde bir savunma yapabilir. Bu, bedelde muvazaa iddiasının tersten ileri sürülmesidir. Davalı, tapudaki bedelin gerçeği yansıtmadığını, vergiden kaçınmak gibi nedenlerle düşük gösterildiğini iddia etmektedir. Davalının bu iddiayı ispat yükümlülüğü kendisine aittir. Bu iddianın ispatı, 'resmi senedin aksinin ispatı' sorununu gündeme getirir. HMK m. 201'e göre, senede bağlı bir hukuki işleme karşı ileri sürülen ve senedin hükmünü değiştiren iddialar, kural olarak başka bir senetle (yazılı delille) ispatlanmak zorundadır. Davalı alıcı, resmi satış senedinde yazan bedelin aksini iddia ettiğinden, kural olarak bu iddiasını yine yazılı bir delille ispatlamalıdır. Örneğin: - Satıcıya, tapudaki bedelden daha yüksek bir meblağı ödediğini gösteren bir banka dekontu. - Taraflar arasında, gerçek satış bedelinin ne olduğuna dair düzenlenmiş adi yazılı bir sözleşme veya protokol. - Satıcının, gerçek bedelin daha yüksek olduğunu ikrar ettiği bir beyanı. Ancak, Yargıtay bazı durumlarda bu katı kuralı yumuşatmaktadır. Önalım davası açan davacı paydaş, satıcı ile alıcı arasındaki sözleşmenin 'üçüncü kişisi' konumundadır. Üçüncü kişilerin, muvazaa gibi iddialarını her türlü delille (tanık dahil) ispatlayabilmesi genel bir kuraldır. Davacı bu hakkı kullanabildiği gibi, davalının da bu haktan yararlanması hakkaniyete daha uygun görülmektedir. Eğer davalı, gerçek bedelin daha yüksek olduğuna dair güçlü ve ikna edici deliller (örneğin, görgüye dayalı ve birbiriyle tutarlı tanık beyanları, hayatın olağan akışına uygunluk vb.) sunabilirse, mahkemeler bazen yazılı delil olmasa dahi bu savunmayı kabul edebilmektedir. Ancak ispat standardı davalı için oldukça yüksektir. Sonuç olarak, davalı bu iddiayı ileri sürebilir, ancak ispatı oldukça zordur ve öncelikle güçlü yazılı delillerle desteklenmesi gerekir. (İlgili metin: onalim-hakki-fiili-taksimin-varligi-ve-bedelde-muvazaa-iddiasi, İlgili Kanun: HMK m. 201, m. 203)