5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 105/A'ya göre, ağır bir hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen hükümlülerin denetimli serbestlikten faydalanabilmesi için, Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) rapor alınması veya tam teşekküllü hastaneden alınıp ATK tarafından 'onaylanması' şartı aranmaktadır. Bu 'ATK onayı' şartının, infaz süreçlerinde gecikmelere ve hasta hakları ihlallerine yol açtığı yönündeki eleştirileri, 'bürokratik merkeziyetçilik' ve 'sağlık hakkına erişim' ilkeleri açısından değerlendiriniz. Metinde önerilen, 'her ceza infaz kurumunun bulunduğu yerde mevcut olan tam teşekküllü hastanenin sağlık kurulu raporunun yeterli görülmesi' gibi bir değişikliğin potansiyel avantajları ve riskleri (standart eksikliği gibi) neler olabilir?
ATK onayı şartı, infaz rejimlerinde ülke genelinde bir 'standart' ve 'objektiflik' sağlama, suistimalleri ve farklı uygulamaları önleme amacıyla getirilmiş merkezi bir kontrol mekanizmasıdır. Ancak bu merkeziyetçi yaklaşım, ciddi eleştirilere açıktır: - Bürokratik Merkeziyetçilik ve Gecikmeler: Türkiye'deki tüm hasta hükümlü dosyalarının tek bir kurumda (ATK) toplanması, kurumun iş yükünü aşırı derecede artırmakta, bu da raporların ve onayların aylarca, hatta yıllarca gecikmesine neden olmaktadır. Bu bürokratik süreç, hastalığı ilerleyen bir hükümlü için fiilen 'ölüm cezası' anlamına gelebilir. - Sağlık Hakkına Erişimin Engellenmesi: Sağlık hakkı, aciliyet ve hız gerektiren bir haktır. Bürokratik gecikmeler, bu hakkın özünü zedelemekte ve Anayasa ile güvence altına alınan yaşam ve sağlık hakkına erişimi fiilen engellemektedir. Hükümlüyü bizzat muayene eden ve durumunu en iyi bilen yerel tam teşekküllü hastane sağlık kurulunun kararının, dosyayı kağıt üzerinden inceleyen merkezi bir kurumun onayına tabi tutulması, sağlık hizmetlerinin doğasına da aykırıdır. Metinde önerilen değişikliğin potansiyel avantajları ve riskleri: - Avantajları: En büyük avantajı 'hız' ve 'erişilebilirlik' olacaktır. Süreçler önemli ölçüde kısalacak, kararlar daha hızlı alınacak ve hasta hükümlülerin lehe olan düzenlemelerden zamanında faydalanması sağlanacaktır. Bu, yaşam ve sağlık hakkının daha etkin korunması anlamına gelir. Ayrıca, hükümlüyü doğrudan gören ve takip eden hekimlerin oluşturduğu kurulun kararının daha isabetli olabileceği savunulabilir. - Riskleri: En büyük risk, 'standart eksikliği' ve 'suistimal' potansiyelidir. Farklı şehirlerdeki hastane kurullarının, 'ağır hastalık' veya 'hayatını yalnız idame ettirememe' gibi kavramları farklı yorumlama ve farklı standartlarda raporlar düzenleme riski vardır. Bu durum, ülke genelinde bir uygulama birliğinin bozulmasına ve eşitsizliklere yol açabilir. Ayrıca, yerel düzeyde usulsüz raporlar düzenlenmesi riski de artabilir. Çözüm, bu iki uç arasında bir denge kurmaktan geçer. Belki de, yerel hastane raporlarının esas alınması, ancak ATK'nın sadece şüpheli veya itiraz edilen durumlar için bir 'itiraz mercii' veya 'denetim makamı' olarak görev yapması gibi ara modeller düşünülebilir. (İlgili metin: hasta-hukumlulerin-ceza-infazi, İlgili Kanun: 5275 s. K. m. 105/A)