Borçlar Kanunu md. 116, borçlunun, borcun ifasında kullandığı 'yardımcı kişilerin' (çalışanlar, alt yükleniciler vb.) fiillerinden, kendi kusuru olmasa dahi sorumlu olacağını düzenler. Bu 'kusursuz sorumluluk' halinin hukuki temeli ve amacı nedir? Bir tarafın, sözleşmeye 'borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin' bir madde (sorumsuzluk anlaşması) koyması, hangi durumlarda kesin olarak hükümsüzdür? Bu durumu, TBK m. 115'teki genel sorumsuzluk anlaşması sınırları ve 'uzmanlığı gerektiren hizmetler' kavramı çerçevesinde analiz ediniz.
TBK m. 116'da düzenlenen yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğun hukuki temeli, 'alacaklıya karşı borcun bizzat borçlu tarafından ifa edildiği' karinesine ve 'güven sorumluluğu' ilkesine dayanır. Alacaklı, sözleşmeyi borçlunun kendisiyle yapmıştır ve ifanın onun kontrolü ve sorumluluğu altında gerçekleşeceğine güvenir. Borçlu, ifayı kolaylaştırmak için bir yardımcı kişi kullandığında, bu yardımcı kişi alacaklının gözünde borçlunun 'uzantısı' veya 'ifa organı' gibidir. Bu nedenle, borçlu, kendi seçtiği ve denetimi altındaki bu kişilerin eylemlerinden de, sanki fiili kendisi işlemiş gibi, kusuru olmasa dahi sorumlu tutulur. Bu kuralın amacı, borçlunun sorumluluktan kaçmak için ifayı ehliyetsiz veya özensiz kişilere devretmesini önlemek ve alacaklıyı korumaktır. Bir sözleşmeye, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olunmayacağına dair bir madde konulması (sorumsuzluk anlaşması), TBK m. 116/2 uyarınca kural olarak mümkündür. Ancak bu imkan sınırsız değildir ve şu durumlarda bu anlaşma 'kesin olarak hükümsüz'dür: 1) Borçlunun Ağır Kusuru (TBK m. 115): Sorumsuzluk anlaşması borçlunun kendi ağır kusurunu (kast veya ağır ihmal) kapsayamaz. Benzer şekilde, borçlunun, yardımcı kişiyi seçerken veya denetlerken 'ağır kusurlu' davrandığı durumlarda da sorumsuzluk anlaşması geçersiz olur. 2) Hizmet Sözleşmeleri (TBK m. 115/2): İşçinin işverene karşı olan borçları gibi, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan borçlar için yapılan sorumsuzluk anlaşmaları kesin hükümsüzdür. 3) Uzmanlığı Gerektiren Hizmetler (TBK m. 116/3): En önemli sınırlama budur. Eğer ifa edilen iş, 'kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen bir izinle yürütülebilen, uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat' ise (doktorluk, avukatlık, mühendislik, mali müşavirlik vb.), borçlunun, yardımcılarının (örneğin, bir hastanedeki hemşirenin, bir inşaattaki alt yüklenici mühendisin) fiillerinden sorumlu olmayacağına dair yaptığı anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Kanun koyucu, kamu güveninin ve mesleki standartların önemli olduğu bu alanlarda, sorumluluğun sözleşmeyle ortadan kaldırılmasına izin vermemiştir. Bu, hizmeti alan kişiyi ve kamu yararını korumaya yönelik emredici bir kuraldır. (İlgili metin: tbk-borc-iliskisinin-hukumleri, İlgili Kanunlar: TBK m. 115, m. 116)