Bir işçinin ücret alacağı için açtığı davada, bilirkişi raporunda hesaplanan alacak miktarı, dava dilekçesinde talep edilen miktardan daha fazla çıkmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2014/5587 K. sayılı kararında, davacının banka hesabına yatırılan kısmi ödemenin, 'talep edilen' alacaktan değil, 'hesaplanan' (gerçek) alacaktan mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yorumun, HMK'daki 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m. 26) ve 'ıslah' kurumu (HMK m. 176) ile olan ilişkisini açıklayınız. Mahkemenin bu karara uygun hareket etmesi için davacı vekilinin yapması gereken usuli işlem nedir?
Yargıtay'ın bu yorumu, 'taleple bağlılık ilkesi' ile 'ıslah' kurumu arasındaki ilişkiyi ve maddi gerçeğe ulaşma hedefini yansıtan önemli bir usul hukuku prensibidir. - Taleple Bağlılık İlkesi (HMK m. 26): Bu ilkeye göre hakim, tarafların talep sonucundan daha fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. İşçi davasını 10.000 TL için açmışsa, hakim bilirkişi 15.000 TL alacağı var dese bile, 10.000 TL'den fazlasına hükmedemez. - Islah Kurumu (HMK m. 176): Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini, tamamen veya kısmen düzeltmesidir. İşçi davalarında en yaygın kullanımı, belirsiz alacak davası açılmayan durumlarda, bilirkişi raporuyla alacak miktarı netleştikten sonra, dava dilekçesindeki talep miktarını 'ıslah' yoluyla artırmaktır. Yargıtay kararının bu iki ilkeyle ilişkisi şöyledir: Mahkeme, bilirkişi raporuyla işçinin gerçek alacağının 15.000 TL olduğunu, işverenin ise daha önce 5.000 TL ödediğini tespit etmiştir. Eğer mahkeme, bu 5.000 TL'lik ödemeyi, davacının dilekçedeki 10.000 TL'lik talebinden düşerse (10.000 - 5.000 = 5.000 TL), işçi lehine 5.000 TL'ye hükmedecektir. Bu, matematiksel olarak doğru görünse de, maddi gerçeğe aykırıdır. Çünkü işçinin gerçek alacağı 15.000 TL'dir ve ödenen 5.000 TL bu gerçek alacaktan düşülmelidir (15.000 - 5.000 = 10.000 TL). İşçinin hala 10.000 TL alacağı vardır. Yargıtay, mahsubun 'gerçek borçtan' yapılması gerektiğini söylemektedir. Mahkemenin bu karara uygun hareket edebilmesi ve işçinin gerçek alacağı olan kalan 10.000 TL'ye hükmedebilmesi için, davacı vekilinin mutlaka 'ıslah' dilekçesi vererek, dava dilekçesindeki talep miktarını bilirkişi raporuna uygun olarak 15.000 TL'ye (veya en azından kalan 10.000 TL'yi karşılayacak şekilde) yükseltmesi gerekir. Davacı, talebini ıslahla artırmazsa, mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği, kalan 10.000 TL'lik alacağın tamamına değil, sadece dava dilekçesindeki talep sınırı içinde kalan kısmına hükmedebilir. Dolayısıyla, doğru sonuca ulaşmak için mahsubun gerçek alacaktan yapılması ve davacının da talebini ıslahla bu gerçek alacağa yükseltmesi gerekir. (İlgili metin: maasi-odenmeyen-iscinin-haklari-nelerdir, İlgili Karar: Y9.HD 2013/13075 E., 2014/5587 K., İlgili Kanun: HMK m. 26, m. 176)