5271 sayılı CMK m. 231/6, HAGB kararı verilebilmesi için 'sanığın kabul etmesi' şartını ararken, metinde bu kabul beyanının alınması için doğru zamanın duruşmanın sonu olduğu belirtilmektedir. Bir sanığın, yargılamanın başında (sorguda) HAGB'yi kabul ettiğini beyan ettiğini, ancak yargılamanın sonunda, aleyhine çıkan deliller ve savcının ağır bir mütalaası karşısında fikrini değiştirerek HAGB'yi artık istemediğini ve temyiz hakkını kullanmak istediğini söylediğini varsayalım. Sanığın bu ilk beyanı, onu yargılamanın sonuna kadar bağlar mı? Mahkeme, sanığın bu son beyanına rağmen, ilk beyanına dayanarak HAGB kararı verebilir mi? 'İrade serbestisi' ve 'savunma hakkının etkin kullanımı' ilkeleri açısından durumu değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #159806

Sanığın yargılamanın başında HAGB'yi kabul ettiğine dair beyanı, onu yargılamanın sonuna kadar bağlamaz. Mahkeme, sanığın sonradan değişen ve HAGB'yi artık istemediği yönündeki açık beyanına rağmen, ilk beyanına dayanarak HAGB kararı veremez. Verirse, bu karar hukuka aykırı olur ve temyiz/itiraz üzerine bozulur. Bu durumun temel gerekçeleri 'irade serbestisi' ve 'savunma hakkının etkin kullanımı' ilkeleridir. - İrade Serbestisi: HAGB'nin kabulü, sonuçları (özellikle temyiz hakkından feragat) itibarıyla çok önemli bir irade beyanıdır. Sanığın bu konudaki iradesi, yargılamanın her aşamasında değişebilir. Yargılamanın başında, davanın nasıl seyredeceğini bilmeden verilen bir beyan, deliller ortaya çıktıkça ve hukuki durum netleştikçe anlamını yitirebilir. Sanığın, yargılamanın sonunda, tüm delilleri ve savcının mütalaasını gördükten sonra, HAGB'nin kendi lehine olmadığına kanaat getirerek bu yöndeki iradesini değiştirmesi, en doğal hakkıdır. Hukuk, kişinin bu en son ve en güncel iradesine üstünlük tanımalıdır. - Savunma Hakkının Etkin Kullanımı: Savunma hakkı, dinamik bir süreçtir. Sanık ve müdafisi, yargılamanın her yeni aşamasında savunma stratejilerini gözden geçirebilirler. Yargılamanın başında HAGB'yi kabul etmek mantıklı bir strateji gibi görünürken, sonradan ortaya çıkan bir delil veya hukuki bir yorum, beraat etme veya daha düşük bir ceza alma umudunu artırabilir. Bu durumda temyiz hakkını kullanmak, daha etkin bir savunma yolu haline gelebilir. Sanığı, yargılamanın başında verdiği bir beyana mahkum etmek, onun değişen koşullara göre savunma stratejisini ayarlama ve haklarını en etkin şekilde kullanma imkanını elinden almak anlamına gelir ki bu, savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Metinde, HAGB'nin sorulması için en doğru zamanın 'duruşmanın sonu' olduğu belirtilmesinin temel nedeni de budur. Sanığın, tüm yargılamayı gördükten sonra, en sağlıklı ve en bilinçli kararını o anda vermesi beklenir. Dolayısıyla, mahkeme her zaman sanığın 'son beyanını' esas almak zorundadır. (İlgili metin: sanik-yerine-avukati-hagb-yi-kabul-edebilir-mi, İlgili Kanun: CMK m. 231/6)